Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bag Of Bones

Resim
Stephen King, eserleri en çok sinema ve televizyona uyarlanmış yazarlardan biridir aynı zamanda bu konuda en çok eleştirilen yazarlardandır. Bu durum biz Stephen King severlerin en çok rahatsız olduğu konudur zira eli yüzü düzgün King uyarlamalarının sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Haliyle King okumamış ve okumadan film ve dizilerini izlemiş seyirci kitlesi zehirli oklarını acımasızca King’e yöneltir ve izlediği tek bir filmle King’in tüm eserlerini yargılar. Hele ki Kara Kule’yi okumamışsa; hemen hemen tüm King roman ve hikayelerindeki Kara Kule bağlantılarından bir haberse o kişinin The Mist’in başlangıcındaki Roland ve Kule resmine boş gözlerle bakması kaçınılmazdır. Bu bakımdan King uyarlaması yapmak zordur, ortaya çıkan eser nadiren bir Yeşil Yol, bir Esaretin Bedeli olur, geriye kalanların hakkı yenir, yerin dibine batırılır ve yok olmaya mahkum olurlar.
Bag Of Bones Stephen King’in 1998’de yazdığı yazarın edebi yönü kuvvetli eserlerinden biridir. 1998’de Bram…

Sunshine

Resim
Yıl 2057 Güneşimiz ölüyor. İnsanoğlu yok olma tehlikesiyle yüz yüze.

Yedi yıl önce, Icarus Projesi Güneş’i yeniden canlandırmak için bir görev düzenledi. Ama görev Güneş’e ulaşamadan başarısız oldu. 16 ay önce ben Robert Capa, yedi mürettebatla birlikte solar bir kışta dünyadan ayrıldık. Kargomuz Manhattan adası büyüklüğünde bir yıldız bombası. Amacımız bir yıldızın içinde başka bir yıldız oluşturmak. Sekiz astronot bir bombanın arkasına bağlı. Benim bombamın.

Icarus II'ye hoş geldiniz.


Yukarıdaki paragraf Sunshine’ın açılışından, Icarus II’nin fizik bilimcisi Robert Capa bize olanları kısaca anlatıyor. Bunun üzerine filmin konusunu anlatmaya gerek yok her şey ortada. İnsanlık tarihin başlangıcında tanrı olarak görerek taptığı Güneş’in ölmeye başlamasıyla yok olmanın eşiğindeyken bir gurup bilim adamını yıldızı canlandırabilmek için belki de geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkıyor, daha önce benzerlerinin gittiği ama dönemediği bir yolculuğa.

Bilimkurguya bayılırı…

Drive

Resim
Arabalı, kaçıp kovalamacalı filmleri severim yalnız Fast & Furious tarzı abartı filmlerden çok daha gerçekçi filmleri tercih ederim. Her ne kadar ismine bakıp da kendimizi arabalı sahnelere hazırlasak da Drive bu türün sakin, yavaş, deyim yerindeyse oldukça “cool”; aksiyon-macera değil de dram ağırlıklı örneklerinden biri.

Filmin oldukça sıradan olan konusu şöyle; İsmini bilmediğimiz gizemli sürücü (Driver) hayatını filmlerin arabalı sahnelerinde dublörlük yaparak ve bir tamirhanede çalışarak kazanan, ek iş olarak da sürücülük kabiliyetlerini soygunlarda kullanan kendi halinde yalnız biridir. Yeni taşındığı apartmandaki sessiz-sakin küçük oğluyla yaşayan Irene ile gelişen arkadaşlık ilişkisi, Irene’in kocası Standard’ın hapisten çıkarak eve dönmesiyle karmaşık bir hal alır. Standard’ın hapisteyken borçlandığı adamlar ailesini tehdit edince devreye Sürücü girer; Standard’a yapacağı soygunda yardım etmeyi teklif eder.

Drive’ın yönetmen koltuğunda Nicolas Winding Refn …

The Thing

Resim
Serileri ve devam filmlerini severim ama daha çok sevdiğim bir şey varsa o da prequel yani başlangıç filmleridir. Nefret ettiğim bir şey varsa o da remake yani yeniden çevrimlerdir. Bu açıklamayı yapma gereği duydum çünkü birazdan anlatmaya çalışacağım “The Thing” serisi, sevdiğimi söylediğim türün en güzel örneklerinden biri hem de esaslı bir korku-bilimkurgu filmi, daha doğrusu filmleri ama o kadar güzel kaynaştırılmış ki tek bir film olarak bile ele alınabilir.

Korku-bilimkurgu severseniz John Carpenter’ın “The Thing” ini bilmemenize imkan yoktur. Büyük ihtimalle küçükken ve korkudan gözleriniz yarı açık izlemişsinizdir zira konusu ve kurgusu ile korku klasikleri listesinin hayli üst sıralarında yer alır. Bu yılın başlarında yeniden çekildiğini duyduğumda kesinlikle ön yargı ile yaklaştığımı ve “yeni The Thing”i yermek amacı ile izlemeye oturduğumu; ilkinin başarısı üzerine ne kadar başarısız bir remake olduğunu ballandıra ballandıra yazabilmek için de öncelikle ilk fi…