23 Kasım 2009 Pazartesi

The Prisoner




The Prisoner'ı anlatmaya nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum. En iyisi konu ile başlayayım.

The Prisoner genç bir adamın gözünü ıssız çölde açması ile başlıyor. Silah sesleri duyuluyor, yaşlı bir adam hem kaçmakta hem de yaralanmış. Genç adam yaşlı adamı kurtarıyor fakat yaşlı adam ellerinde ölüyor. Ölmeden önce yaşlı adamın adını öğrenebiliyoruz; 93. Genç adamın ise kim olduğunu bilmiyoruz, kendi de hatırlamıyor ama çölde bir köye vardığında hep birlikte görüyoruz ki adı 6 (Six). Ne var ki 6 New York'dan geldiğinden başka hiçbir şey hatırlamamakta. Oysa ki köy halkı New York diye bir yer olmadığından oldukça emin. Elbette başka köyler de var; evrende bir yerlerde.

Yazımın bol spoiler.lı kısmına geçmeden evvel başroldekileri biraz tanıtayım sizlere. The Prisoner'da oldukça tanıdık ve iyi oyuncular var; Jim "James" Caviezel; Outlander - favorimdir -, Deja Vu, Unknown, The Count of Monte Cristo, Frequency, The Thin Red Line, The Passion of the Christ gibi iyi yapımlardan tanıdığımız sinemanın iyi bilinen yüzlerinden biri. Ian McKellen'ı LOTR serisinin ak sakallı büyücüsü Gandalf olarak hepimiz iyi biliriz bunun yanında X-Men Serisi, The Da Vinci Code, Richard III, Restoration, Gods and Monsters, Apt Pupil gibi muhteşem yapımlardan da göz aşinalığımız vardır kendisine.

6 bölümlük bu mini dizi 6 bölümü ard arda verilmiş (ben 2 günde izlediğim için daha bir muhteşem oldu fakat tadı damağımda kaldı) heyecan ve gizem dozajı alışık olmayanları çarpabilecek özellikte bir yapım. Aman canım 6 bölümlük dizi sonuçta dememişler ve hiçbir masraftan kaçınmamışlar ki bu gibi dizilerde fazla özenilmeyen müzikler bile inanılmaz. Dizinin her bölümünde birden fazla yerde amanın aman diyebilir, ağzınız açık kalabilir ve örneğin benim gibi izlerken hareket etmeyi unutunca her yeriniz tutulabilir. Ortadaki gizem (bkz. yazımın 2. kısmı) her bölümde küçük dozlarla damarlarınıza verilirken bu zehirin panzehiri de aynı anda kan akışınıza karışıyor. Daha ne olabilir, nasıl olabilir, kim olabilir diye düşünürken soruların cevaplarını bir bir alıyorsunuz. Dizinin en çarpıcı öğelerinden biri de "The Village". Dünya üzerinde böyle bir yerin varlığına insanın inanası gelmediği gibi bir de köylü halkın isimlerinin sadece numaralardan oluşması enteresan kelimesini bile gölgede bırakıyor. Bununla da bitmiyor; köy halkı sahil nedir, okyanus nedir bilmiyor, tek bir dizileri var izleyecek, havanın iyi olması için domuz besliyor ve küçücük köylerinde her gün şehir turu yapan otobüslerde gezinip duruyor. Anlatmakla bitirelemecek bu yaşam tarzı hakikaten görmeye değer. İşte böyle bir senaryo, böyle bir atmosfer ve gerçek anlamda "iyi" iki oyuncu bir yeniden çevrim için biraraya geliyor ve ortaya inanılmaz bir dizi çıkıyor. Ne kadar inanılmaz olduğunu milyon kere söyleyebilirim ama görebilmeniz için izlemeniz gerekir.

Beni tanıyanlar, film-dizi zevkime güvenenler, diziyi zorla verdiklerim, şantaj ile zorla izlettirdiklerim ve sabahtan akşama beyinlerini yediğim için izlemek zorunda kalanlardan değilseniz ve gerçekten izlemeyi düşünmüyorsanız ya da diziyi izleyenlerdenseniz yazımın bundan sonraki kısmını okuma hakkına sahipsiniz. Buyrunuz.

6 kendini köyde bulur, önüne gelen ilk kişiye (Taksi şöförü 147'dir bu) NY'a nasıl gideceğini sorar ama aldığı cevap kesindir; Köy'den başka gidecek bir yer yok! Daha sonra karşımıza 2 çıkar; 2 köyü yöneten bir nevi validir, 11-12 adındaki oğlu ve komadaki karısıyla köy'ün en güzel evinde yaşamakta ve düzeni sağlamaktadır. 6'yı 6 olduğuna inandırmak için çeşitli yöntemler deneyen 2'nin en büyük kozu 6'yı Klinik'te tedaviye göndermektir. 6, 6 olduğunu kabul etmez ve her fırsat bulduğunda Köy'den kaçmayı dener fakat karşısına uçsuz bucaksız çölden başka bir şey çıkmaz. Bu arada güzelller güzeli doktor 313 ile tanışır, 147 ile arkadaş olur ve bir abisi ve yeğenleri olduğunu öğrenir. Gerçekten 6 olduğuna inanmaya başlayan 6, köydeki yaşama ayak uydurmaya karar verir, mesleği olan otobüs şöförlüğünü yapmaya ve uyum sağlamaya başlar. Ne var ki gerçek hayatına ait görüntüler ve hayaller peşini bırakmayınca, abisi 16'nın da gerçekte abisi olmadığı itirafı üzerine 6 kim olduğunu yavaş yavaş hatırlamaya başlar.

O ana dek 6 olarak bildiğimiz adam Michael adında Summakor adında bir şirkette çalışan gizli görevdeki bir çalışandır. Michael bazı şeylerin ters gittiğini farkedip istifa edene kadar her şey normaldir ne var ki Summakor'dan kimse istifa edemez, Michael dahil. Michael Lucy adında genç ve çekici bir şirket çalışanı tarafından tuzağa düşürülür ve kendini Köy'de buluverir.

Bu andan itibaren Köy'ün ne olduğu, kim tarafından ne amaçla kurulduğu ve köy'den nasıl kurtulunacağı inanılmaz bir gizem ve aksiyon eşliğinde, heyecan dozajı her bölüm kademe kademe artarak önümüze sunuluyor. Michael aslında kim, 2'nin amacı ne, 11-12'nin annesi ve babası ile olan ilişkisi ne olacak, 313 ve 6'nın arasında olanlar ve araya giren 4-15, hayalcilerin ve geçmişini hatırlayanların feci ölümleri, Köy'deki deliklerin gizemi, çöldeki okyanus, gizemi çözmeye yaklaşanları öldüren canavar top, 3 hapın işlevi ve bunun gibi düzinelerce soru ve tüm bu sorulara inanılmaz yanıtların verildiği final bölümü hakikaten çarpıcı.



Ben en iyisi yaza yaza yazı getirmeden yazımın sonuna geleyim. Kendi kendine yazmak bir garip oluyor ama böyle yapımlar izledikçe içimdekiler yazı olarak dışarıya çıkmak istiyor ne yapayım. Umarım The Prisoner'ı izlersiniz ve siz de bir şeyler yazarsınız bu yazımın üzerine.

The Prisoner'ı izlemeniz ve beğenmeniz dileklerimle.

390

1 Kasım 2009 Pazar

Supernatural 5. Sezon Yorumları





5.01 Sympathy for the Devil

Geçen seneki kadar olmasa da gayet güzel bir sezon başlangıcı yaptık. Supernatural'da artık sona yaklaşıldığının sinyalleri her dakikada belli oluyor, başlangıç jeneriğinde bile (ortalık kana bulanmış ötesi var mı?).

Bu sezon sadece Lucifer ve melekler değil Lucifer - Melekler, Lucifer - İnsanlık, Melekler - İnsanlık ve Melekler - Meleklere karşı olacak gibi görünüyor. Lucifer geldi, kendine beden de buldu (keşke daha albenili bir beden bulsaydı çünkü bu çirkin herifi asla tutmam - kötüler yakışıklı olunca daha zevkli oluyor), ne idüğü belirsiz Zach de Dean'in bedenini Michael (Mikail dersem çarpılır mıyım ki)'a tahsis etme planlarında ama karşısında Castiel'i buluyor hem de ölmüş, dirilmiş ve gelişmiş modelini. Bu durumda bir kısım melekler Winchestar kardeşleri alt etmeye çalışırken bir kısım melekler o melekleri alt etmeye çalışıyor; Lucifer herkese karşı, Dean deseniz ümidini kaybetmiş, Sam yaptıklarının altında ezilirken abisinden " bir daha sana güvenemem" sözünü duyuyor. Anlayacağınız işler oldukça karışık bu sezon.

Michael'ın kılıcı olayı düşündürücü (Michael bu mu, Cate Blanchett'a benziyor!), Michael Dean'in bedenine girecek ve Lucifer ile karşı karşıya gelecek ama Castiel bunu istemiyor. Peki Castiel'e kim emir veriyor bizzat tanrı mı yoksa Gabriel (Cebrail) mi? Evet itiraf ediyorum her şeyin Gabriel filmindeki gibi olmasını istiyorum. Michael hain olsun Gabriel da dünyayı kurtarmaya gelsin hatta Andy Whitfield gelsin direkt valla yerlerde sürünürüm zevkten.

Peki illaki birilerinin gelmesi şart mı dünyayı kurtarmak için? Dean'i çok sevsem de evet çünkü işler baya bir ciddileşti.

Daha karanlık, daha sarsıcı ve daha heyecanlı bir sezon izleyecekmişiz gibi geliyor bana, ayrıca % 95 son sezonu izliyoruz. Kahroluyorum ama zezkini çıkarmaktan başka yapabileceğim bir şey yok.


5.02 Good God Y'all

Kıyamet yavaş yavaş kopmaya başladı, Mahşerin Dört Atlısı'ndan ilki olan kırmızı atlı savaş da çıktı karşımıza hem de kırmızı bir mustang'le peki sonraki atlı salgın hastalık ve ölüm getiren soluk renkli atlı mı olacak yoksa kıtlık, açlık ve yoksulluk getiren siyah atlı mı? Beyaz atlının çoktan gelmiş olduğu kesin tabi.

Bu bölümde Dean ve Sam'in küçük bir kasabada başlayan insan kıyamete karşı hareketinde bulunması ve Mahşerin Dört Atlısı olayını çözmesini izledik. Bu arada Bobby hala tekerlekli iskemlede, Castiel tanrıyı bulmak için Dean'in küçükken Sam'in ona hediye ettiğinden beri boynundan çıkarmadığı tılsımına ihtiyacı var. Bu bölüm Jo ve annesini de gördük, ikisi birlikte avlanır olmuşlar.

Bölümün en önemli olgusu bence Castiel ve güçlerinin alınması, tanrı tarafından yeniden yaratılarak Dean ve Sam'e yardım etmek için geri gönderilmesi idi. Ortada kurgulanmış bir olay gerçekleşiyor; buna dahil olmaması gereken tanrı yine de boş durmuyor ve Castiel ile gizli kapaklı olaylara müdahale etmeye çalışıyor. Peki Castiel tanrıya nasıl ulaşamıyor? Tanrı nasıl kaybolmuş o her yerde değil mi? Bahsettikleri tanrı isa olduğu için değil; bence Kudüs'te tatilde olabilir Cas o taraflara baksın.

Dean ve Sam'in kaburgalarına kazınmış tılsımı gösteren röntgen filmi ve Castiel'in cep telefonu macerası güzel ayrıntılardı.

Dean ve Sam yine ayrıldı. Bu durum her ne kadar Dean'in Sam'e güvenmemesi sonucu olmuş gibi görünüyorsa da bence durum şu; Dean hiçbir şekilde bu savaşı kazanamayacaklarını biliyor, asıl belanın onun başında musallat olduğunu bildiği için de Sam'i olaylardan mümkün olduğunca uzaklaştırmak istiyor. İlk sezonda yine ayrılan kardeşler bence bu ikinci ayrılığa fazla dayanamayacaklar.

Vahiy 6. bölüm:

Birinci at ve binicisi: Kral olan İsa'yı temsil eder.

Sonra Kuzu'nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, ‹‹Gel!›› dediğini işittim. Bakınca beyaz bir at gördüm. Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı.

İkinci at ve binicisi: Savaşları temsil eder.

Kuzu ikinci mührü açınca, ikinci yaratığın ‹‹Gel!›› dediğini işittim. O zaman kızıl renkte başka bir at çıktı ortaya. Binicisine dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Atlıya ayrıca büyük bir kılıç verildi.

Üçüncü at ve binicisi: Kıtlıkları temsil eder:

Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın ‹‹Gel!›› dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı. Dört yaratığın ortasında sanki bir sesin şöyle dediğini işittim: ‹‹Bir ölçek buğday bir dinara, üç ölçek arpa bir dinara. Ama zeytinyağına, şaraba zarar verme!››

Dördüncü at ve binicisi: Ölümü temsil eder. Bu ölüm savaşlarla, açlıkla, salgın hastalıklarla ve yabanıl hayvanlarla gelir.

Kuzu dördüncü mührü açınca, ‹‹Gel!›› diyen dördüncü yaratığın sesini işittim. Bakınca soluk renkli bir at gördüm. Binicisinin adı Ölüm'dü. Ölüler diyarı onun ardınca geliyordu. Bunlara kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla, yeryüzünün yabanıl hayvanlarıyla ölüm saçmak için yeryüzünün dörtte biri üzerinde yetki verildi.

Yabanıl hayvanlarla kastedilen ise bu özellikleri gösteren insanlardır ve onların eylemleri ölüm getirir: Ölüme yolaçan ağır adi suçlar, terör ve katliamlar.



5.03 Free To Be You and Me

Dean: Geber Twilight! (bir vampiri öldürürkenki savaş nidası)

Dean: Raphael'i bir salata sosu ile mi tuzağa düşüreceğiz? (Castiel'ın getirdiği kutsal yağa yaptığı yorum)

Dean: Tüm bu kurum ilgisiz babalar sayesinde ayakta duruyor, bu doğanın bir düzeni! (Castiel'a genelevin inceliklerini öğretirken)


Bu bölüm Dean'in espri patlatma bölümüydü; adam kıyameti engellemek için bedenini bir baş meleğe kaptıracak ve Lucifer ile karşıkarşıya gelecek ama yine aynı kafada; bayılıyorum.

Castiel tanrıyı arıyor ama bulamıyor, bu arada geçen bölüm yorumumda dediğim üzre Kudüs'e gitmiş (aferim) ve melekleri dahi öldürebilecek bir kutsal yağ ile geri dönüyor. Kutsal yağ Raphael üzerinde deneniyor ama fazla bir bilgi sağlamıyor; baş melekler tanrının öldüğünü düşünüyor yoksa insanlığın bu hale gelmesine izin verir miydi hiç? İşte burası bana göre oldukça saçma; sonuçta kıyamet zaten kopacak, alametler de önceden yazılmış, her şey tanrının kurguladığı bir senaryo. Peki baş melekler (bazıları diyelim) neden saçma sapan fikirlere kapılıyor yoksa Gabriel filmi gerçek mi olacak (Andy Whitfield gelsin valla sürünecem yerlerde!)?

Dean ve Castiel kendi dertlerindeyken Sam'in başı daha büyük bir belada. Sam'e zorla iblis kanı içiriliyor; Allahtan bir şey olmuyor ama Lucifer rüyalarda da olsa Sam'i buluyor ve asıl içinde olacağı bedenin Sam'in bedeni olacağını söylüyor. Bu da tarihin tekerrür edip Kabil ve Habil'in karşı karşıya gelecekleri anlamına geliyor. Michael ve Lucifer Dean ve Sam'in bedenlerinde kıyamet için birbirleriyle dövüşecekler.

Bundan sonra ne olsun isterim; Gabriel gelsin artık ben onu yerim.

Supernatural'ı seviyorum!



5.04 The End

"The End" 5. sezonda şimdiye dek izlediğim en güzel bölümdü diyebilirim.

Dean kendini birden 5 yıl sonrasında buluveriyor hem de tanımakta zorluk çektiği geleceğin lideri Dean'in yanında.

Geleceğin dünyasında Croation virüsü her yerde, insanları zombiye çeviriyor. Şehirler yıkılmış, medeniyet çökmüş, kıyamet son safhasına gelmiş artık.

Castiel kendini felsefeye, uyuşturucuya ve grup sekse adamış, ölümlü olmuş.

Geleceğin Dean'i Lucifer'i öldürebilmek uğruna 5 yıl boyunca Colt'un peşinde koşmuş ve sonunda elde etmiş; Lucifer ile hesaplaşmak için harekete geçiyor. Bu uğurda arkadaşlarını yem olarak kullanabilecek kadar katılaşmış, Michael'a evet diye bağırmış defalarca ama melekler dünya'yı çoktan kaderine terk etmiş.

Ve Lucifer Sam'in bedeninde geleceğin Dean'i ile karşlılıklı geliyor; Dean kardeşinin bedenindeki şeytan tarafından öldürülüyor.

Lucifer ve şimdinin Dean'i karşılıklı geliyor; Dean asla vazgeçmeyeceği konusunda bir nutuk çekiyor Sam'e ama Sam kendinden emin. Dean'e onu engellemek için yapabileceği 2 şeyin olduğunu söylüyor;

Sam'i öldürmek ya da Michael'a teslim olmak.

Ama Dean'in bu ikisini de yapmayacağından emin o yüzden her zaman kazanan o olacak.

Zach, olacakları görmesi ve Michael'a teslim olması için geleceğe getirdiği Dean'i şimdiki zamana geri getiriyor ve sorusunu soruyor; Kabul ediyor musun?

Dean "hayır" cevabını veriyor, ne Michael'a teslim olacak ne de Sam'i öldürecek.

Peki Dean bu işin içinden nasıl çıkacak? Hep beraber göreceğiz.



5.05 Fallen Idols

Espri düzeyi yüksek bu bölüm bir hayli hoşuma gitti. Kötü bir pagan tanrısı eski zamanlarda kendine tapan insanlarla yücelmişken günümüzde ünlülere tapılması canını sıkmaktadır. Kıyametin start almasıyla kafasına estiği gibi yaşamaya karar verir ve günümüzün tanrıları olan ünlülerin kılıklarına girerek hayranlarını yemeye başlar. Küçük bir kasabadaki mumya müzesine dadanan kötü kalpli tanrı Winchester kardeşleri karşısında bulunca eski günlerimi mumla arayacaktır.

Bölümde Paris Hilton konuk oyuncuydu ve beklediğimden çok daha iyiydi. Bölümün bombaları Dean'in James Dean'in arabası için yaptığı "Christine" benzetmesi (Christine kurguydu bu gerçek!) ve tabii ki muhteşem "Ben daha Mumya Evi'ni bile izlemedim" repliği ile Sam'in mükemmel bakışlarıydı. Dean'e bir çift sözüm olacak: Paris Hilton hayranı olmadığını söylüyorsun ama ilk sezon kızılötesi kamera olayını hatırlatırım sana Dean Efendi. Buna cevap da kekeme'den gelsin; bunun için Paris Hilton hayranı olmasına gerek yok ki!

Beğendiğim bölümlerden biri, Mumya Evi'ni muhakkak izleyiniz :=)


5.06 I Believe the Children Are Our Future

Küçük bir kasabada inanılmaz olaylar olmaktadır ve tabii ki bu kıyamet olayından uzaklaşmak için avlanmaya devam eden Winchester'ların ilgisini çeker. İpuçları bizimkileri gerçek olduğuna inandığı şeyleri gerçekleştiren küçük bir çocuğa götürür; Castiel'in devreye girmesiyle çocuğun Deccal olduğu anlaşılır. Deccal ölmelidir, Castiel iş üzerindeyken çocuk tarafından bibloya dönüştürülür, Winchester'lar çocuğun güvenini kazanır ve ona doğruyu söylerler. Çocuk evden kaçar, Deccal artık süper güçleriyle dışarıda bir yerdedir. Peki iyiliği mi seçecek kötülüğü mü? Sizce?

Kasvetli kıyamet konusuna geri dönüş; kıyamet olayını sevmiyorum ben. Bana tek hatırlattığı bu sezonun son sezon olabileceği ihtimali. Yine de bu bölüm oldukça heyecanlıydı. Dean'in bu duygusallığı bana gına getirdi artık, kıyameti engelleyip Dünya'yı kurtarmak istiyorsa biran önce silkinip kendine gelmesini tavsiye ederim.




5.07 The Curious Case Of Dean Winchester

Yine espri dozu zirvelerde ve oldukça heyecanlı bir bölüm. Kıyamet ortalarda gözükmüyor, yatzee. Yine küçük bir kasaba ve bir sihirbaz. Bu sihirbaz aynı zamanda insanların hayatları ile kumar oynayan bir cadı ve de oldukça karizma (Hal Ozsan'ı sayısız diziden tanıyoruz bunların arasında Roswell, Dawson's Creek, Kyle X/Y ve Californication sayılabilir. Severim kendisini çok karizmadır yine öyleydi). Bobby olaya el koymaya (ve belki tekerlekli sandalyeden kurtulurum ümidi ile oyuna katılmaya) karar veriyor ve pokerde 25 yılını kaybediyor. Dean de Bobby'yi kurtarmak için 50 yılından olunca olay The Curious Case of Dean Winchester haline dönüyor. Dean artık merdiven çıkamıyor, domuz pastırmalı hamburger yiyemiyor, mezarları ağrı sızı olmaksızın kazamıyor. Patrick'i durduracak tek büyü artık yaşamaktan bıkan sevgilisi tarafından bizimkilere veriliyor ne var ki Patrick zehir gibi akıllı olduğundan durumu hemen çakarak Dean Dede'yi ölümün eşiğine getiriyor. Artık her şey Patrick ile poker oynamak zorunda kalan Sam'e bağlı.

Yine çok zevkli bir bölümdü, Sam'in şansı ile kazanması gerçekten çok iyiydi çünkü 5 sezondur ilk defa elleri kolları bağlıydı her şey şansa kalmıştı ve Sam başardı. Ayrıca bölümün kötüsü Patrick elini kolunu sallaya sallaya kendi yoluna gitti ki bu pek rastladığımız bir durum değil. Gerçi Patrick'in kötü olduğunu düşünmüyorum zira kumar oynayan insanların sorunu Patrick'in değil. Dean'in normal haline gelmesi hakikaten görülmeye değerdi. Bobby'nin iyileşmesi gerek çünkü adam kendini işe yaramaz hissediyor ve çok üzülüyorum. Gerçi böyle giderse yaşayacak bir Dünya kalmayacak o ayrı mesele. Dean Dede'yi oynayan aktörü süper oynamış onu da tebrik etmek gerek, izlerken katıldım diyebilirim.

5. sezonun en iyilerindendi. 10 kere daha izlerim.


5.08 Changing Channels

Supernatural'ın en eğlenceli bölümlerinden biri Changing Channels idi buna itirazı olan olmaz sanırım. Winchester kardeşlerin başını birden fazla belaya sokan, Dean'in defalarca ölüp dirilmesine neden olan Şakacı bu sefer bizimkileri tv'nin içine sokuyor. Dean ve Sam kendilerini sitkom'dan tutun, hastane dizisine (Dr. Sexy MD), yarışma programından cinayet dizisine kadar oyunculuklarını sergileyebilecekleri çeşitli yapımlarda hapis buluyorlar. Castiel'ın yardım girişimleri Şakacı tararfından bertaraf edilince ne kadar güçlü olduğuna şaşırıyoruz ama işin içinde başka güçler var. Bölüm finalinde Dean, Sam ve Castiel tarafından kutsal yağ ile tuzağa düşürülen Şakacı'nın aslında Gabriel olduğunu öğrenmek bana büyük bir şok yaşattı. Gabriel'ın ortaya çıkmasını bekliyordum ama iyiliğin yanında güçlü bir müttefik olacağını düşünüyordum fakat ne yazık ki Gabriel Dünya'ya inip gününü gün eden ve Lucifer-Michael savaşına tarafsız kalan bir melek olarak karşımıza çıktı. Yine de Gabriel'dan yana ümidimi henüz kaybetmiş değilim. Bölümün en bomba ve beni yerlere yatıran sahnesi Impala-Rider idi. Dean Michael Knight olmuş Sam de Knight Rider. Arabanın kokpitinde bildiğimiz Kara Şimşek'in göstergesi ile Sam'in Dean ile konuşan sesini duymak beni benden etti. Kırmızı ışık da impala'ya pek yakışmış.



5.09 The Real Ghostbusters

Yine kıyametten uzak eğlenceli bir bölüm; The Real Ghostbusters. SN'nin bir numaralı hayranı Becky'nin yardım talebiyle küçük bir kasabadaki otele gelen Dean ve Sam karşılarında Chuck'ı ve hayranlarını buluveriyor; Supernatural 1. Hayran Buluşma Toplantısı'na hoşgeldiniz. Hayranlar SN FRP oynamak için toplaşmış; her biri bir Supernatural karakterine bürünmüş. Ortalık Dean, Sam, Bobby kaynıyor. Yalnız bir sorun var, FRP'nin konusu gerçek! Yalancıktan yakalanmaya çalışılan hayaletler can almaya başlayınca gerçek hayalet avcıları harekete geçiyor. Bu bölümde oyuncu seçiminin ne kadar yerinde olduğunu da görmüş oluyoruz (Bkz. gerçek Dean ve şişman Dean).



5.10 Abandon All Hope

İki eğlenceli bölümden sonra kıyamet konusuna kıyamet gibi bir giriş karşımızda; Abandon All Hope. Dean ve Sam dörtyol ağızlarının meşhur iblisi Crowley'den Colt'u alıyor ve Lucifer'i öldürmek için yola koyuluyor. Bu sefer yalnız da değiller; Jo ve Elllen da onlarla birlikte. Hedefleri olan kasabaya vardıklarında Castiel etrafın onlarca Reaper ile dolu olduğunu farkediyor. Lucifer ile kasabada bulunan Meg'in kontrol ettiği cehennem köpekleri tarafından feci şekilde yaralanan Jo, annesi Eellen ile köpekleri öldürmek için kurdukları tuzakla kendilerini feda ediyorlar. Dean ve Sam Lucifer ile karşı karşıya geliyor; Dean Lucifer'i colt ile başından vuruyor ne var ki Lucifer Colt'un öldüremediği 5 türden biridir. Lucifer ayağa kalkıyor; Mahşerin dört atlısından biri olan Ölüm'ü diriltiyor ve bölüm Dean, Sam, Castiel ve Bobby'nin son çektirdikleri fotoğrafın şöminede yanışını izlemeleri ile sona eriyor.



Bu bölümden çok da hoşnut olduğumu söyleyemeyeceğim, Jo ve Eellen'a üzüldüm ama Crowley'i görmek oldukça zevkliydi. Mark Sheppard'ı pek severim (BSG, Dollhouse, Leverage) iyi oyuncudur ve yine oyunculuğunu konuşturmuş. Dean-Sam-Crowley sahneleri inanılmaz zevkliydi. Bunun dışında Meg'in gebermiş olmasını diliyor, gelecek bölüm neler olacak düşünmek bile istemiyorum.


B.Kumbay

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...