20 Kasım 2016 Pazar

Kral Katili


Merakla beklediğim Cadı Avcısı'nın devam kitabı Kral Katili'ni nihayet okuyabildim. Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse; Kral Katili'nde Elizabeth'in karşısında krallığını tüm ülkeye ilan etmiş ve reformistlere savaş açmış olan Lord Blackwell var. Elizabeth'in yanında mühürüyle hayatını kurtardığı John, Nicholas, Fifer, Peter ve Schuyler olmasına rağmen aldığı yaralar nedeniyle zayıf düşmüş, mühürünün gitmesiyle yenilmezliğini kaybetmiş, bedenen yetersiz ve nasıl savaşacağını bilmiyor. Saldırılar artınca Elizabeth'in Blackwell'in peşine düşmekten başka şansı kalmıyor ama bilmediği bir şey var o da Blackwell'in de Elizabeth'in peşine düştüğü.

Kral Katili tatmin edici bir devam kitabı diyebilirim. Kitap başlarda ilk kitabı aratsa da sonradan ritmi düzeliyor.  Olaylara ara verilmeden karakterler bozulmadan birinci kitabın bittiği yerde hemen ikincisi başlıyor. Heyecan olarak ilk kitabın seviyesine ulaşamasa da ideal bir gelişme kitabı Kral Katili ama devamı gelecek mi belirsiz. Devamı gelmeyecekse final kısmı biraz sönük kalmış fakat özellikle akılda soru işaretleri bırakan karakterlerin akıbeti üçüncü bir kitapta gayet güzel işlenebilir. Bunların yanında kitabın asıl meselesi olan savaşın biraz kısa tutulduğunu düşünüyorum ama genele baktığımda kitabı okurken sıkılmıyorsunuz o nedenle çok da göze batmıyor.


Ortaçağda geçen cadı hikayelerini, büyüyü, fantastik savaşları, kraliyet hikayelerini sevenlerin şans vermesi gereken bir seri Cadı Avcısı ve Kral Katili. Okuması kadar izlemesi de keyifli olacaktır düşüncesiyle diziye veya sinemaya uyarlanmasını bekliyorum. 2016'nın okuması keyifli, eğlenceli serilerinden biri oldu benim için. Kafam dağılsın, okurken de fazla düşünmeyeyim, heyecanlanıp eğleneyim diyenler kaçırmamalı.


BKumbay - 20.11.16


13 Kasım 2016 Pazar

Tutankhamun temalı diziler


Antik Mısır sevdası bir başkadır, belgeseller haricinde maalesef beni tatmin edecek doğru dürüst film, dizi ve kitapla nadiren karşılaştığım bu sevdam yıllar içinde kara sevdaya dönüştü. Stargate ve Paul Doherty'nin yazdığı üçleme dışında beni benden alan bir filme, diziye veya kitaba rastlamadım diyebilirim. 


2016 yılında Tutankhamun konulu iki dizi izleme şansımız oldu. İlk çıkan Tut bir üçleme; her bölümü 1,5 saat civarı olan ve Tutankhamun'un hayatını anlatan bu yapım maalesef gerçekleri yansıtmıyor. Ben Kingsley'nin Ay performansı hariç oyunculuk dikkate değer değil, kostümler sönük kalmış; Tutankhamun'un hayatı içinde bol entrika, aşk, ihanet, cinayet olan garip bir hikayeye dönüştürülmüş. Birkaç karakterin ismi hariç ne karakterler ne tarih dokusu gerçeklerle örtüşmüyor o yüzden en son sahnesi hariç dizi beni tatmin etmedi (son sahneyi izlerken gözlerim dolu dolu oldu haliyle), yine de Antik Mısır hayranıysanız izleyebilirsiniz ama fazla beklentiniz olmasın.


Bir diğer dizi olan Tutankhamun dört bölümlük ve yaklaşık dört saatlik bir dizi; Howard Carter'ın Tut'un mezarını buluşunu konu alan yapımın gerçeklerle olan bağlantısı ufak tefek noktalar hariç oldukça tatmin edici. Tutankhamun'un mezarını bulduğunda 47 yaşında olan Carter'ı Max Irons'ın canlandırması (ve gaytan bıyıklarına rağmen en fazla 30'unda göstermesi) ve Carter - Lady Evelyn ilişkisi hariç göze batan bir şey yok gibi. Tut'un aksine mekanlar, kostümler, özellikle Tutankhamun'un mezarı, tabutu ve hazinesi muhteşem olmuş. Lord Carnarvon'u canlandıran Sam Neill ve Max Irons'ın uyumu diziyi izlemek için başlı başına bir sebep. Senaryoya eklenen ümitsiz aşk teması Carter'ın kişiliğini yumuşatmış ve Tutankhamun saplantısının arka plana atılmasına neden olmuş bu nedenle Carter'ı daha bir seviyorsunuz. Kısacası Tutankhamun gerek oyunculuk, gerek senaryo, gerekse görsellik için izlenmesi gereken bir dizi, Antik Mısır ve ejiptoloji aşıklarının beğeneceğini düşünüyorum.


Ve ümitsizce Paul Doherty üçlemesinin birebir diziye veya filme uyarlanması hayaliyle yaşıyorum.


BKumbay - 13.11.16







Apple Airtag ile Kedi Takibi

  Özellikle yaşadığımız 6 Şubat depremi sonrası, dostlarımızın ve çocuklarımızın kaybolma riskini ortadan kaldırmak bir ihtiyaçtan öte gerek...