Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

R.I.P. Andy Whitfield

Resim
Gabriel olarak tanımıştım seni, o mavi gözlerinle içime işlemiştin. Spartacus’le tanıdı herkes seni, hayatımızda senin kadar güzel ağlayan bir erkek görmemiştik; şimdi biz senin için ağlıyoruz.“Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var” diyorduk seni kaybettik. Amansız bir hastalığın pençesindeydin, hayatının en güzel döneminde tam da şöhreti yakalamışken ardında eşini, 2 çocuğunu ve bizleri bırakıp gittin. Henüz 39 yaşında ölümsüzlüğe ulaştın, Gabriel olarak düştüğün kalplerden geldiğin gibi sessizce ayrıldın. Bize mücadele etmemiz gerektiğini gösterdin, Spartacus sevdiğinden hiç vazgeçmedi, Andy sevdikleri için 1,5 yıl savaştı ama olmadı. Nereye gittin bilmiyorum ama sen bu dünyada ölümsüzlüğe ulaştın. Gittiğin yerde huzurlu ol, mekânın cennet olsun. Seni hiçbir zaman unutmayacağız.B.Kumbay / 12.09.11

Attack The Block

Resim
Sıradan insanların yaşadığı sıradan mahallenizi bir gün uzaylılar işgal etse ne yaparsınız? Silahlarınızı kuşanıp hepsinin üstesinden mi gelirsiniz yoksa tabana kuvvet canınızın derdine mi düşersiniz? –man soyundan veya X-Men okulundan gelmiyorsanız sanırım ikinci şıkkı tercih edeceksiniz. O halde aşağı yukarı ne olurdu haliniz görmek için Attack The Block’u izlemenizde fayda var.

Film İngiltere’nin kenar mahallelerinden birinde bir blok apartmanda geçiyor. Zavallı uzaylılar düşecek başka yer bulamıyorlar; henüz çocukken silahlı soygun yapan çeteler, uyuşturucu tüccarları ve müptelaların yaşadığı mahalleye gökten yağıveriyorlar. İlk yaratığı bulan ve onu sopalarla uzaylı cennetine yollayan çetemiz Moses ve korkusuz arkadaşlarından oluşmaktadır. Yaratığın leşini para eder ümidiyle kaptıkları gibi kendini bloğun sahibi zanneden uyuşturucu tüccarı Hi-Hatz’in laboratuarına götürürler. Daha sonra “gökten Gollum yağdığını” fark eden çetemiz silahlarını kuşanıp uzaylı avına çıkt…

Last Night

Resim
Geçen gece “Last Night” ı izledim, aslında bu tür filmleri izlesem de hakkında bir şeyler yazdığım pek görülmemiştir fakat Last Night her zaman savunduğum evlilik müessesesinin kutsallığı ile ilgili olunca, bir de işin içinde Worthington varsa bir şeyler karalamak farz olur tabi.

Filmin konusu üzerinde fazlaca yazmaya ya da düşünmeye gerek yok; yeni evli sayılabilecek bir çift bir akşam bir davete giderler. Karısı (Knightley) kocasını (Worthington) iş arkadaşı fettan bir kadınla (Mendes) biraz (!) samimi görünce paranoya krizine girer ve kocasına geceyi zindan eder. Yataklar ayrılır, ayaküstü “aldattın, aldattın mı, aldatır mıydın, aldatır mısın” kıyameti kopar. Koca ertesi sabah fettan iş arkadaşıyla iş gezisine çıkacaktır, gece boyunca yeminler edilir, seni seviyorum sözleri verilir, sarılma ve uyuma faslından sonra koca işe gider. Karısı kocasının aldatma katsayısını hesaplamaya çalışırken çarşıya kahve ve çörek almaya çıkar ama o da ne; karşısında eski sevgilisini (Ca…

Pirates Of The Caribbean

Resim
Korsanlar; savaşmaktan lime lime olmuş çalıntı zengin işi giysileri, kırık ve çürük altın kaplama dişleri, üzerinde tüylü ve kocaman şapkaların durduğu uzun ve karmakarışık saçlarla çevrelenmiş yüzleri, çoğu zaman tek bir göz, kancadan bir el ve tahtadan bir bacak; gözünüzün önüne bu görüntüler geliyor değil mi? Korsanlar genelde sevilmez, çocuklar korkunç yetişkinler vahşi bulur onları ama benim gibi Define Adası’nı okuyarak büyümüşseniz hele de sonradan Pirates Of The Caribbean serisini izlemişseniz işler tamamen değişir hatta çığırından çıkabilir. Farkına bile varmadan bir de balmışsınız ki korsanların hayranı oluvermişsiniz.

Karayip Korsanları ile maceram 2003 yılında başladı. O zamanlar her rolün altından kalkabilmesiyle ünlü Johnny Depp ile ilgili kafalarda “nasıl korsan olur” soruları dolanmaktaydı, yanında Yüzüklerin Efendisi’nin Legolas’ı Orlando Bloom’u esmer izleyecektik; Keira Knightley’i tanımıyorduk bile. Korsanlarla ilgili neredeyse 2.5 saatlik bir film he…