Kayıtlar

Haziran, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

The Flowers of War

Resim
Bazen gerçek, duymaya ihtiyacımız olan son şeydir.

Tokyo'daki Japon Genelkurmayı 1 Aralık 1937’de Çin Cumhuriyeti'nin başkenti Nanjing'in ele geçirilmesi emrini Çin Merkez komutanlığına gönderir. İşgalin ortalarında Nanjing resmen teslim olur buna rağmen Nanjing Katliamı veya bilinen diğer adıyla Nanking Tecavüzü 6 hafta sürer, Japonlar 300.000 Çinli’yi inanılmaz işkencelerle katleder; 20.000-80.000 kadına tecavüz edilir, bebekler öldürülür, kılıçla en fazla kaç kişi öldürürüz yarışmaları düzenlenir, katledilmiş insanlarla hatıra fotoğrafları çektirilir. Çin’le yetinmeyen Japonların Pearl Harbour’a saldırması sonrası Amerika’nın gönderdiği atom bombalarıyla sona erer bu kanlı savaş; kanı kan durdurur.

The Flowers of War, Nanjing Katliamı’nın hikayesini bir avuç Çinli askere komuta eden ve ölümüne savaşan bir Binbaşı, Amerikalı bir cenaze levazımatçısı, manastırda yaşayan 12 yaşında kız öğrenciler ve onları korumaya çalışan rahibin oğlu ile savaştan kaçmak için…

Snow White and the Huntsman

Resim
Pamuk Prenses bu aralar moda, son dönemde severek izlediğimiz Pamuk Prenses’in gerçek hikayesini anlatan dizi Once Upon A Time’ın dışında yine Pamuk Prenses’in gerçek hikayesini (!) anlatan Julia Roberts’ın kötü kraliçe (!) olduğu Mİrror Mirror ve yine Pamuk Prenses’in gerçek hikayesini (!) anlatan Snow White and the Huntsman vizyonu işgal etmiş vaziyette. Hollywood’un masal uyarlamalarını seviyorum, epik-fantastik havasında geçenlere ayrıca bayılıyorum ve bunun en güzel örneği The Brothers Grimm (2005)’dir. Küçüklüğümüzde dinlediğimiz masalların gerçek yüzlerinin ne kadar korkunç olabileceğini anlatan harika bir filmdir fakat aynı şeyi maalesef Snow White and the Huntsman için söyleyemeyeceğim. 

Hikayeyi bilmeyen yoktur haliyle fakat gerçekte bildiğimiz gibi değilmiş ya kısaca bahsetmeden olmaz;

Pamuk Prenses doğar (ismi Kar Beyaz’dır ama nedense biz Pamuk Prenses olarak tanır ve biliriz), annesi ölür, babası tarafından cennet gibi ve barış içindeki krallıklarında büyüt…

Prometheus

Resim
Henüz 3-4 yaşlarındaymışım; korku filmi görünce tv’nin başına yerleşirmişim ve kimse beni yerimden oynatamazmış. Bir gece dev örümceklerin dünyayı istila ettiği bir filmi izlerken annem dayanamamış, sigortaları attırmış da öyle yatırabilmiş beni. İşte böyle korku filmleri ve Stephen King hikayeleri ile büyüdüğümden karanlık dahil hiçbir şeyden kolay kolay korkmam. Hele bir filmden korkmak lükstür benim için; arayıp da bulamadığım bir nimettir. Buna rağmen hayatımda korktuğum birkaç film vardır ki Alien serisi de bunların en birincisidir. İlk filmi izlerken yaşımın da etkisiyle (Alien ile aynı yaştayız) ellerim yüzümde parmaklarımın arasından izlemeye çalıştığım ama her seferinde yarım yamalak izleyebildiğim bir filmdir kendisi. Arkadaşlarım da hemfikirdirler; benim jenerasyonum bir Alien’dan korkar bir Ziyaretçiler’den bir de Clementine’den.

Hayatıma bu kadar etki etmiş bir filmin prequel’inin çekileceğini duyduğumdan beri deli gibi beklediğim Prometheus’a iki eski iki y…