9 Eylül 2010 Perşembe

Robin Hood



Bu Film Çekileli 10 yılı Geçmiş, Haydi Kalk Yeniden Çekelim!

Malumunuz Hollywood yeniden çekimleri ile pek bir ünlüdür. Yapımcılar sadece yabancı filmleri değil yerli malı filmleri de şaşmaz aralıklarla temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koymaya bayılır. Teknolojinin gelişmesiyle bazı yeniden çevrimler hoşumuza gitse de (misal Clash Of The Titans, Tron, The Mummy, Frankenstein, Dracula, 3:10 to Yuma, War of the Worlds, King Kong, Ocean’s Eleven, The Fly bunlardan birkaçı), bir Back To The Future’ın, bir Jaws’ın, bir Jurassic Park’ın, Inception’ın yeniden çevrimini görmeye yürek dayanmaz. Robin Hood da yürek dayanmayacak filmlerden biriydi benim için fakat ne yazık ki 19 yıl sonra karşıma hortlak gibi çıkıverdi. Peki yeni nesil Robin Hood’un emektar olandan farkları neler, hangi Robin hangi Robin’i döver? Bu sorulara nacizane yorumlarımla hazırladığım yazımı okumak isteyenler buyurunuz…


Öncelikle filmleri yeniden eskiye doğru izledim belirtmekte fayda var. 2010’un Robin Hood’u elbette ki teknolojik yönden üstün bir film. Efektler ve gerçekçi savaş sahnelerinin yanında oldukça ciddi bir film. İngiliz Halkı’nın özgürlük uğruna yokluk içinde savaşması, vergilerle ve zorbalıkla yürütülen bir hükümdarlık, haksızlık ve cinayetlerle beslenen bir Kral, yalanlar, dolanlar, toprak ve altın hırsı ve tüm bunların yanında aşk ve sevgi. Karşımızdaki genel olarak bilinen Robin Hood hikâyesine sağdık, karamsar bir atmosferde geçmesine rağmen aşk kokan, cesaretin abartılmadığı, kanlı savaş sahneleri içeren bir film. Gladiator ve Kingdom Of Heaven’daki tarihi atmosfer ve harika savaş sahneleriyle hatırladığımız Ridley Scott kendisinden beklendiği gibi bir kurgu ve yönetmenlikle her zamanki gibi. Filmin süresinin uzunluğuna rağmen izlerken sıkılmıyor ve kendinizi eski İngiltere’de gezinirken buluyorsunuz. Ana fikrimiz özgürlük; uğruna savaşıyor ve ölüyoruz.

Filmin oyuncularına gelirsek; şimdiye dek izlediğim en yaşlı Robin Hood’u görünce şaşırmadım desem yalan olur. Crowe iyi bir oyuncu ama role yakıştıramadım. Sonlara doğru sempati duysam da “o yaşta Robin neler neler yapmış” sorusu kafamda yankılanmakta idi. Yine Blanchett orta yaşı aşmış bir karakterdi. İkilinin kimyası iyiydi, diyaloglar yer yer gülümsetecek türdendi, aralarında pozitif elektrik vardı ve fakat yine gözüme battı nedendir bilinmez. Eski filmi izleyenler bilirler; biz kötü olarak Nottingham Şerifi’ni bilirdik ve fakat yeni şerif beceriksizce ortalarda dolanıyor ve maalesef çok dolanmıyor ki hastası olduğum Matthew Macfadyen’i doya doya göremiyorum. Yine eski filmdeki şerif ne karaktermiş diyoruz; yeni filmde onun yaptıklarını iki kişi birleşip anca beceriyor. Bir Godfrey ve bir Nottingham Şerifi eşittir eski şerif oluyor (Alan Rickman’ın manyak oyunculuğuna toplamda ikisi de erişemiyor tabi). Yeni filmden bir şok da Arslan Yürekli Richard’dan geliyor; bu Richard pek de Arslan Yürekli değil, ayyaş, savaş delisi ve gaddar. Biz sonda karizmasıyla görmeyi umarken filmin başında küt diye ölüveriyor ve yerine iblis kardeşi John tahta geçiyor ki John’la daha önceden tanışmışlığımız yok. Daha önceden tanımadığımız birçok karakter karşımıza çıkarken gözlerimiz Azeem’i yani Morgan Freeman’ımızı arıyor fakat nafile; Azeem Kudüs’te bir yerlerde olsa gerek.

Bir yeniden çevrimde bu kadar fark elbet olacak dediğinizi duyar gibiyim ve hak veriyorum ama Robin’in kim olduğu ile ilgili farklılık filmin yapısını olduğu gibi değiştiriyor. Bu yüzden belki de iki film isim olarak benzer fakat cisim olarak oldukça farklı filmler.

Filmler arasındaki belki de en büyük fark benim için müzikleri. Michael Kamen Usta’nın inanılmaz destansı müzikleri ile Marc Streitenfeld’ın daha karamsar ve epik müzikleri karşılaşıyor ve benim seçimim tabii ki Kamen’dan yana oluyor.

Bir de Kevin Costner etmeni var ki; çok da sevmememe rağmen benim için halen tek Robin Hood kendisidir. İki oku eline alıp iki kişiyi aynı anda vurması ilelebet gözümün önünden gitmeyecektir.



İki filmin karşılaştırılması ve bunun kelimelere dökülmesi cidden kolay değil. Sahneler gözümün önünde uçuşurken hangi birini yazacağımı şaşırıyorum. Bu yüzden kısa ve öz iki tablo hazırladım; filmleri izlediyseniz tablolara da bir bakıverin ve hangi Robin hangisini pataklar buyurun kendiniz karar verin.








Son olarak yorumcunun puanlaması:

Senaryo 1991: 4* / 2010: 3*
Yönetmen 1991: 4* / 2010: 4*
Oyunculuk 1991: 5* / 2010: 3*
Kurgu 1991: 4* / 2010: 4*
Efektler 1991: 3* / 2010: 4*
Müzik 1991: 5* / 2010: 3*
Genel Sonuç: Kevin Russell’ı döver :=)

Kıssadan Hisse: “Everything I Do, I Do It For You” demeyin sayın yapımcılar, güzelim filmleri yeniden çekmeyin bırakın oldukları gibi hatırlayalım. Çekecekseniz de en azından oyuncularının ölmesini filan bekleyin çok ayıp oluyor!

Burcu "Kumbay" Hood / 09.09.2010

Hiç yorum yok:

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...