19 Temmuz 2009 Pazar

Just After Sunset - Karanlık Çökünce




Willa

Hikaye bir tren istasyonunu durağının bekleme salonunda bir grup yabancı ile birlikte bozulan trenlerinin yerine yenisinin gelmesini bekleyen Willa ve nişanlısı David ile ilgili. Willa beklemekten sıkılıp ortadan kaybolunca David nişanlısını aramak için peşine düşüyor ve onu bir barda canlı müzik dinlerken buluyor. Willa bir şeylerin ters gittiğini düşünüyor peki David’i buna ikna edebilecek mi?

Willa yapı itibari ile güzel bir hikaye fakat ben daha ikinci sayfadan gerçeği anladım (Stephen King’ci olmak böyle bir şey sanırım) o yüzden beni şaşırtan bir hikaye olmadı. Yine tipik Stephen King sonu ile biten Willa kendi başına bir film olabilecek potansiyele de sahip.



Koşa Koşa

Emily bebeğini kaybettikten sonra kendini koşmaya adar, artık tek yaptığı şey tükenene kadar koşmaktır. Evliliği bu yüzden biten ve sorunları ile baş başa kalabilmek için babasının yazlık evine taşınan Emily’nin hayatını hızlı koşabilmesi kurtaracaktır.

Kitaptaki doğaüstü öğeler içermeyen fakat en beğendiğim hikayelerden biri Koşa Koşa. Gelişme bölümünde gerilim düzeyi o kadar yükseliyor ki, Emily yerine benim koşasım geldi. Çarpıcı sayılabilecek sonu ile yine Stephen King’in “sonu” olan güzel hikayelerinden biri.



Harvey’nin Rüyası

Janet ve kocası Harvey bir cumartesi sabahı her zamanki sessiz kahvaltılarından birini yapmaya başlamışken Harvey Janet’a gördüğü rüyayı anlatmaya başlıyor. Anlatırsan rüyalar tersine dönermiş, gerçekten döner mi acaba?

Kitaptaki vasat hikayelerden biri, son sözü okuduğumuzda Stephen King’in bizzat başına geldiğini öğreniyoruz. Gördüğümüz rüyalar gerçek olsa nasıl olurdu diye düşünüyoruz sadece.



İhtiyaç Molası

John Dykstra bir yazar, bir gece yolculuğu sırasında ıssız bir yerde ihtiyaç molası veriyor. Tuvalette kavga eden bir karı-koca Dykstra’nın içindeki roman kahramanını harekete geçiriyor ve olaya müdahale etmeye karar veriyor.

Kitabın bana göre vasat hikayelerinden biri daha, yine Stephen King’in bizzat başına gelmiş bir olaydan yola çıkılarak yazılmış ve yine hepimizin başına gelebilecek bir olay.



Egzersiz Bisikleti

Richard Sifkitz abur cubur yemeyi seven orta yaşlı ve kilolu bir adam, bir gün doktoruna gider ve limiti aşan kollestrolünü ona herkesin anlayabileceği şekilde basitçe anlatan doktorunun anlattıkları hayatını değiştirir. Doktorunun fazla yorulduğunu söylediği Metabolizma İşçilerinin biraz olsun dinlenebilmeleri için kendine bir Egzersiz Bisikleti satın alan Richard, bisikleti koyduğu bodrumda değil kendi bedeninde yolculuk yapmaya başlar.

Karanlık Çökünce’nin en özgün ve en güzel hikayelerinden biri; bana küçükken izlediğim vücudumuzla ilgili bir çizgi filmi anımsattı. Stephen King’in egzersiz bisikletlerinden nefret ettiğini not düşmemde fayda var.



Geride Bıraktıkları Şeyler

11 Eylül günü içinden gelen sese güvenerek hastayım diyerek işe gitmeyen Scott Scaley ölmekten kurtulur fakat çöken ikiz kulelerdeki iş yerinde çalışan arkadaşlarının eşyalarından kurtulamaz.

İnsanların geride bıraktıkları şeyler ile hatırlandıkları ve belki de asla unutulmadıkları üzerine bir hikaye, insanı germekten çok hüzünlendiriyor ama Stephen King böyle değil mi zaten.



Mezuniyet Günü

Mezuniyet gününü sevgilisi Buddy’nin evinde ailesiyle geçiren Janice bir ışık ve ardından mantarımsı bir bulut görür; New York semalarında.

New York’un muhtemel sonlarından birinin işlendiği kitabın belki de en kısa hikayesi.



N.

Hastası N.’i tedavi etmeye çalışan psikiyatrist Johnny Bonsaint N.’deki OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk)’nin bulaşıcı olduğunu fark ettiğinde kendini başka bir boyuttan dünyamıza geçmeye çalışan bir canavarın bekçiliğini yaparken buluveriyor.

Karanlık Çökünce’nin yine en özgün ve en etkileyici, ayrıca en uzun hikayesi N. Stephen King’in OKB’yi işleyiş tarzı gerçekten inanılmaz, bir insan bir hastalığı Stonehenge ile nasıl bir araya getirir, okuyunca kendiniz göreceksiniz.



Cehennemden Gelen Kedi

Laboratuar denemelerinde yılda binlerce kedinin ölümüne neden olan ilaç firması Dragon Pharmaceuticals’ın sahibi Bay Dragon evinde davetsiz misafir olan ve kendinden başka tüm ev halkının ölümüne neden olan kediciği öldürmek için bir kiralık katil tutar. Peki ölen kedilerin intikamını almak için cehennemden geldiğini düşündüğü kediciği öldürmek için kiralık katil yeterli olacak mıdır?

Kitapta en sevdiğim ve beni en çok etkileyen hikaye Cehennemden Gelen Kedi oldu. Özellikle sonu gerçekten çarpıcı, yine de üzüldüğümü söyleyemiyorum hatta oh oldu ya da oh olmuştur diyorum.



The New York Times: Özel İndirimli Abonelik

Anne, kocasını bir uçak kazasında kaybetmişken telefon çalar. Arayan kocasından başkası değildir.

Willa ile benzer öğeler içeren The New York Times: Özel İndirimli Abonelik, bana “acaba” dedirten hikayelerden biri oldu. Biraz kısa ama oldukça etkileyici.



Sağır Dilsiz

Monette, arabasına aldığı otostopçuya yol boyunca karısının ihanetini ve ona yaptıklarını anlatır. Otostopçu hem sağır hem dilsizdir, yoksa değil midir?

Doğaüstü öğeler içermeyen diğer bir hikaye Sağır Dilsiz, güzel sonuyla vasatın üzerine çıkabilen hikayelerden biri bana göre. Yine de Stephen King’ci olmayan bir okura bu mudur dedirteceğine eminim.



Ayana

Bir aile, kanser olan babalarının kesin ölümünü beklerken Ayana adında zenci ve kör bir kız ziyarete geliyor ve babayı öpüyor. Bu masum öpücükten sonra turp gibi olan babanın mucizevi iyileşişi gerçekten bir mucize mi değil mi?

“Çıkmayan candan ümit kesilmez” lafına sonuna kadar inanır ve gerçekten çok severim. Ayana da bu lafı doğrulayan bir hikaye, mucizelerin hayatta gerçekten var olduğunu anlatıyor bize. Sevdiğim hikayelerden biri oldu.



Çok Zor Bir Durum

Curtis Johnson devamlı mahkemelik olduğu kan davalısı komşusu Tim Grunwald ile son bir mücadeleye giriyor ve kendini insanın kabuslarında bile görmeye dayanamayacağı bir yerde buluveriyor.

Stephen King’in kendi deyimiyle yazarken kendinden iğrendiği (birazcık) bir hikaye Çok Zor Bir Durum. Okurken tüylerimi diken diken yapan ve o durumda olmayı düşünmeye dahi tahammül edemediğim bir olayı gayet gerçekçi bir şekilde anlatıyor. Kitapta en sevdiğim ikinci gerçekçi hikayedir.




Günbatımı Notları

Günbatımı Notları, Stephen King’in yazdığı hikayeler üzerine açıklamalarını içeren bir son söz. Gariptir ama kitapta en sevdiğim kısım bu oldu diyebilirim. King yazdığı her hikayeyi ne amaçla ve nereden esinlenerek yazdığını harika bir şekilde açıklamış. Özellikle son kısımda bizzat sizinle konuştuğunu açıkça görebiliyorsunuz ve inanın bu muhteşem bir duygu.

Just After Sunset – Karanlık Çökünce favori kısa hikayelerinden olmasa da Stephen King’in tarzını ve hayal gücünü sonuna kadar yansıtan bir kitap. King’in çok sevdiği kısa hikaye tarzına dönüşü olarak nitelediği Karanlık Çökünce’nin devamı gelir diyorum ve Stephen King’ci iseniz mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.


B.Kumbay

Hiç yorum yok:

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...