9 Eylül 2009 Çarşamba

True Blood Kitap İnceleme



Güneyli Vampirler Serisi True Blood için okumaya başladığım bir seri idi. Bu kadar muhteşem bir diziye ilham kaynağı olmuş kitaplar nasıldır acaba diye başladım ve oldukça şaşırdığımı itiraf etmeliyim çünkü beklediğimden çok daha iyi. Seriye başlamadan kafamda "ya Twilight gibi olursa" çekincesi vardı fakat Twilight'ın yanından bile geçemeyecek derecede iyi buldum. Öncelikli olarak kitaplarda gereksiz diyalog yok, gereksiz karakter yok, aksiyon düzeyi bir saniye olsun düşmüyor, olayların geçtiği mekanlar güzel tasvir edilmiş, karakterler gayet renkli seçilmiş, diyaloglar hem gerçekçi hem renkli. Yazar Charlaine Harris'i bir yönden oldukça taktir etmek gerekiyor o da doğaüstü bir hikayeyi bu kadar doğal anlatması.

Hikaye esas kız Sookie Stackhouse'un etrafında geçiyor; Sookie'nin çevresindeki normal ve normal olmayan insanlarla olan etkileşimi de diyebiliriz yalnız Sookie de pek normal sayılmaz çünkü kendisi bir telepat.

Her ne kadar seri Bon Temps isimli küçük bir kasabada geçse de karakterlerin zenginliği yüzünden kasaba size yeterli geliyor. Tüm Dünya'da vampirler tabutlarından çıkmış ve insanlarla eşit haklara sahip olmayı talep ediyor. Buna neden olan şey japonların icat ettiği yapay kan yani "True Blood". True Blood sayesinde artık insanlarla beslenmek zorunda olmayan (!) vampirler insanlığın tehtidi olmaktan çıkıp normal vatandaş oluyor, zaten insanların arasında yaşamaktalar fakat artık dişleri ortada gezebiliyorlar. Bu sırada tek bir vampir dahi bulunmayan Bon Temps'a ilk vampir geliyor, Sookie ile birbirlerine aşık oluyorlar ve olaylar cereyan etmeye başlıyor.

Kitapları okurken vampir severlerin yanında mitoloji severler de oldukça tatmin olacaklar zira etrafta sadece vampirler değil, şekil değiştirenler (Shape Shifters), telepatlar, antik periler ve kurtadamlar dahil bir çok yaratık dolanıyor. Hatta 2. kitap olan Şehir Ölüsü'nde karşımızda Elvis Prestley'i buluveriyoruz; vampir olarak.

Serinin bazı kişileri biraz olsun rahatsız edecek tek kusuru yumuşatarak söylemek gerekirse aşk sahneleri diyebilirim. Ama bir True Blood izleyicisi iseniz zaten size normal gelecektir.

Twilight'dan çok daha renkli, çok daha heyecanlı ve çok daha akıcı bir seri okumak isterseniz hemen başlayın derim. Bu arada Güneyli Vampirler Serisi 5 kitaptan oluşuyor ve ülkemizde sadece ikisi yayınlanmış durumda. Diğer kitapları sabırsızlıkla bekliyorum.




True Blood izleyenler için kitap ile dizi arasındaki ufak tefek farklılıkları da belirtmek isterim ama bu yazı kitabı okumayı düşünenler için ciddi spoiler içermekte onu da belirteyim.


* Öncelikle dizinin ana teması olan True Blood kitapta üzerinde fazla durulmayan bir ayrıntı olarak işlenmiş. Hatta ilk başlarda şişede değil kan merkezlerinde satılıyor, daha sonra marketlere düşüyor ve birden fazla markası var.

* Sookie dizide cesur, dayanıklı ve sert bir karakter. Kitaptaki Sookie daha dayanıksız, sürekli ağlayan ve hislerine zor hakim olan bir karakter olarak çizilmiş.

* Bence dizi ve kitap arasındaki en büyük fark Bill Compton karakteri. Dizide Vampir Bill'i sevmeyen hatta acımayan yoktur sanırım; merhametli, sevecen, kendine hakim olabilen, Sookie için gündüz dışarı çıkacak kadar ona aşık Bill kitapta inanılmaz derecede zıt bir kimliğe bürünüyor. Kitaptaki Bill Bon Temps'a yapay kandan bıkmış ve kendine sürekli beslenebileceği bir insan aramak için yerleşen, sekse oldukça düşkün, kan konusunda kendine hakim olamayan, Sookie ve Eric ilişkisine neredeyse duyarsızca yaklaşan, Sookie'nin başı dertteyken neredeyse kayıtsız kalan bir karakter ki bu anlamda sevmesi de oldukça güç.

* Eric dizidekinden biraz daha gösterişsiz ve daha az vahşi bir karakter. Sookie ile aralarında bir çekim var dizinin aksine.

*Sam (dizide en sevdiğim karakter) yine bir shape shifter fakat iki kitapta da yeteri kadar üzerinde durulmamış. Sookie'ye olan ilgisini açık ve seçik belli ediyor vee Sookie Sam'in aklını okuyamıyor.

* İki kitapta da Tara Thornton yok denecek az, ikinci kitabın sonlarına doğru ortaya çıkıyor ve Eggs ile nişanlı. Çok silik bir yan karakter olarak işlenmiş ki buna bayılıp ayılmadığımı söylersem yalan olur.

* Gelelim Jason'a, dizideki gibi Jason yine sapık ve yine seks ilahı fakat dizinin aksine Jason oldukça zeki bir karakter olarak işlenmiş (kitabı okurken gözümün önünde canlandırmakta bir hayli zorlandım doğrusu)

* Seride Lafayette'in Tara ile akrabalığı yok ve ikinci kitabın başında Andy'nin arabasındaki kırmızı ojeli ceset Lafayette'e ait (ki dizinin 1. sezon finalinden sonra yaptığım yorumda ben de böyle tahmin etmiştim).

* Kitapta Merlotte's da hamburger, patates kızartması ve birkaç çeşit sandviç dışında yiyecek yok; Sam barın lokantaya dönüşmesini istemiyor.

* Terry bildiğimiz Terry fakat iblislerin başkanlığını yapmıyor kitapta.

* Arlene ve çocukları Lisa ve Cody kitapta yine var fakat Rene (ilk kitabın ve sezonun seri katili) Arlene'in eski kocası.

* İlk sezonda Jason ile ciddi bir ilişki yaşayan Amy kitapta yine Rene tarafından öldürülüyor fakat Jason ile olan beraberliği bir gecelik kaçamaktan ibaretti.

* Kitapta Daphne yok ve şok şok şok; Sam kitapta sadece Manead olarak geçen dizideki Maryann Forrester ile ilişki yaşıyor (ıykk).

* Kitapta V alışverişi yok, V'nin etkileri sadece bir cümlede geçiyor (insanlar üzerinde uyuşturucu etkisi var diyor Sookie).

* Kitapta Jessica yok, ya da henüz yok diyeyim.

* Kitapta vampir kraliçesi henüz görünmedi.

* Dedektif Andy Bellefleur ikinci kitabın sonlarına doğru ayyaş oluyor, Portia adında bir kızkardeşi var, ikisi de vampirlerden nefret ediyorlar ve şok şok şok; Bill ikisinin de büyük büyük büyük babası.

* Sookie'nin kedisi Tina başı kesilerek değil boğularak öldürülüyor.

* Bill evinde bodrumda değil mezarlıkta uyuyor (ve evet mezarlık sahnesi kitapta da var ama dizidekinden bir hayli sert).

* 2. sezonun tersine kitapta Maryann (Manead)'in etkisine sadece bir avuç insan giriyor ve Andıy, Tara ve Eggs hariç hepsi ölüyor. Ayrıca adı Maryann değil.

* Kitapta Godric (Godfrey) bir hain, Eric ile herhangi bir alakası yok ama yine gündoğumunda intihar ediyor.

* Steve ve Sarah kitapta çok az işlenmiş daha cani karakterler. Kilise yine var ama Jason'ın Dallas'da olanlardan haberi bile olmuyor.

* Kitapta Mike Spencer Lafayette'in katili (sevsem mi adamı!)

* Tara'nın annesi ve içindeki şeytan durumları da yok kitapta (çok şükür).

* Kitapta Sookie Bill'den kan içtikçe (iyileşmek ve bir kere de başka bir amaçla) güzelleşiyor, saçlarının rengi açılıyor, güçleniyor.

* Kitapta Sookie Maryann'in saldırısına uğradıktan sonra Bill, Eric ve Pam tarafından kanı kuruyana dek çekiliyor ve ardından kan nakli yapılarak kurtuluyor.

* Kitapta Bill evine bir güzel tadilat yaptırıyor ve Bill tabutta uyumaktan hoşlanıyor ve Bill başkalarından beslenmekten de hoşlanıyor (sen neymişsin Bill).

* Kitapta insanlarla vampirlerin evliliği yasal değil.

* Kitapta kurtadamları da gördük.

* Kitapta Sookie Eric'in kanını içti ama Bill'in bu duruma tepkisi farkedilmeyecek kadar az oldu.

* Kitapta Sookie ve Eric'i öpüşürken (ve bir keresinde Bill onları izler ve ses çıkarmazken) birkaç kez görebilirsiniz.

* Kitaptaki bazı diyaloglar dizide virgülüne kadar aynen işlenmişken bazı olaylar ve karakterler inanılmaz derecede farklı hatta hiç işlenmemiş. Bu da benim hoşuma giden ayrıntılardan biri oldu, dizi hakikaten seriden esinlenmiş ama aynı zamanda kendini geliştirmiş.





Şimdilik aklıma gelen farklar bunlar, aklıma geldikçe ilave ederim fakat iki kitabı 1 haftada bitirdim ve sanki dizinin yeni bölümlerini izliyor gibi oldum. Kitaplardan gerçekten zevk aldım. Vampir sevenlerin okumasını ciddi ciddi tavsiye ederim.


B.Kumbay / 09.09.09

Hiç yorum yok: