5 Eylül 2015 Cumartesi

Kıyamet Gösterisi



BUNU ÖLMEK OLARAK DÜŞÜNME, dedi Ölüm, YALNIZCA TRAFİĞE YAKALANMAMAK İÇİN ERKENDEN YOLA ÇIKMAK OLARAK DÜŞÜN. (Kıyamet’e saatler kala)

Bazı kitaplar vardır; size öyle bir pencere aralarlar ki hiç bilmediğiniz dünyalardan, okurken kendinizi kaybeder, okuduktan sonra kitabı baş ucunuzdan ayırmazsınız. Hayatınızı, bakış açınızı, ruh halinizi değiştirme gücü olan kitaplardır bunlar, Kıyamet Gösterisi gibi kitaplardır.

Kıyamet Gösterisi: Cadı Agnes Çatlak’ın Dakik ve Kat’i Kehanetleri (Good Omens: The Nice and Accurate Prophecies of Agnes Nutter, Witch) Terry Pratchet ve Neil Gaiman gibi iki usta kalemin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan inanılmaz eğlenceli bir kitap. İşin özünde gezegenin ve insanlığın sonu olan Kıyamet var karşımızda, ortalık melekler ve iblislerle dolu, Deccal gücünü toplamış kaderinde yazılı olan şeyi yapacak yani dünyanın sonunu getirecek.İnsanlar ne olduğunu anlamasa da ortalığa kaos hakim olunca ister istemez olaya dahil oluyorlar. Cadılar, cadı avcıları, Mahşer'in Dört Atlısı, uzaylılar, Atlantis, Tibetliler derken işler arap saçına dönüyor ve siz tüm bunları kahkahalarla okuyup okurken de kendinizden geçiyorsunuz.

Kitabın kurgusu inanılmaz, konu zaten sağlam yani kim istemez ki Deccal’in küçüklüğünü öğrenmek, kıyamet nasıl kopuyor bilmek, melekler ve iblisleri savaşırken görmek? Ben isterim ve açıkçası kıyamet kitaptaki gibi gelecekse eğer hergün kıyamet kopsun kabulümdür. Hikayenin diline gerçek anlamda bayıldım, içerdiği espri öğeleri deli dehşet güzel. Olaylar sizi güldürüyor, karakterler güldürüyor, altbilgiler bile güldürüyor hem de nasıl (aşağıda Leonardo DaVinci ile ilgili birini okuyabilirsiniz mesela) fakat bu hikayenin sulu sepken komedi olduğu anlamına gelmiyor çünkü değil. Kıyamet Gösterisi’ndeki espriler büyük bir (aslında iki) zekanın ürünü, çok inceler, çok kaliteliler, sesli olarak kahkaha atarak okuduğum başka bir kitap daha bilmiyorum (komedi türünden de pek haz etmem). Hikayenin karakterleri özelikle son yıllarda pek bir gündemde olan öte dünya-cennet-cehennemin sınırlarında gezenlerden olunca (bkz. Supernatural, Lucifer, Sleepy Hollow vb.) bu türü sevenlerdenseniz eğer hiç durmayın, kitabı okumak için bir saniye bile beklemeyin çünkü esas oğlanların biri melek biri ise esaslı bir şeytan ve ikisi oldukça iyi anlaşıyorlar. Durum böyleyken birbirleriyle savaşacaklarına kıyametin kopmasını engellemek için işbirliği yapıyorlar ve sizi oldukça eğlendiriyorlar.

“Tek duvar süsü bir tabloydu – Leonardo da Vinci’nin orijinal Mona Lisa eskizi. Crowley onu sıcak bir Floransa akşamında ressamın kendisinden almıştı ve nihai resimden daha üstün olduğunu düşünüyordu. 1 Leonardo da onunla aynı fikirdeydi. ‘Eskizde hatunun lanet tebessümünü doğru yapmıştım’, demişti Crowley’ye, öğle güneşi altında soğuk şarap yudumlarken, ‘ama boyadığım zaman her yere taştı. Tabloyu teslim alırken kocası bana iki çift laf etti; ben de ona, “Signor del Giocondo, sizden başka kim görecek ki?” diye yanıt verdim. Her neyse… şu helikopter dene şeyi bir daha anlatsana?’”



                                              Aziraphale ve Crowley; Muhteşem İkili

Karakterler kitabın en güçlü yanı olduğu için kısaca bahsetmeden geçemeyeceğim. Hepsini ayrı ayrı ısırmak istiyorum onu da belirtmem gerek.

Aziraphale: Esas oğlan meleğimiz, oldukça nazik bir beyefendi, iyiliğin timsali, antika kitap koleksiyoncusu aynı zamanda. Cennetin koruyucularından önemli bir melek olduğunu söylemekte fayda var, bozulan şeyleri tamir etmeyi pek seviyor, bazen abartıyor ama olsun. İnsanlığın başlangıcından beri ortalarda dolanıyor ve tabiri caizse ciğerimizi biliyor, kankası Crowley ile pek iyi anlaşıyor.

Crowley: Esas oğlan iblisimiz, orijinde kendisi Adem ile Havva’yı baştan çıkaran yasak elma vakasındaki yılan. Olaydan sonra kendini dünyada buluveriyor, siyah gözlükleri ve antika Bentley’si ile her türlü yasağı çiğnemeyi ve müzik dinlemeyi pek seviyor, bir de insanoğlunu baştan çıkarmayı. Aziraphale ile arası çok iyi, yüzyıllardır birlikte insanoğluyla uğraştıklarını düşünürsek bu gayet normal bir durum.

Adam Young (Düşman, Kralları Yok Eden, Dipsiz Çukurun Meleği, Ejder denen Yüce Yaratık, Bu Dünyanın Prensi, Yalanların Babası, Şeytan'ın Dölü, Karanlığın Efendisi): Kendisi Deccal – Şeytan’ın Oğlu, henüz 11 yaşında olmasına rağmen tabiatı gereği karizmatik bir çete lideri. Üç arkadaşı ve minik köpeği “Köpek” ile Tadfield’da mutlu mesut yaşıyor.

Köpek: Köpek tek derdi efendisinin – ki bu Adam oluyor – isteklerini yerine getirmek, çayır çimen yuvarlanmak, kedi kovalamak ve diğer köpeklerle içli dışlı (!) olmak olan bir cehennem köpeği. Bilen bilir Cehennem Köpeği nedir, Köpek hikayenin en eğlenceli karakterlerinden biri.


Agnes Nutter (Çatlak): Kitabın isminde geçen zamanının en tehlikeli (!) cadılarından ve medyumlarından. Bilmediği şey yok, hatta biraz fazla şey var.

Anathema Device (Araç): Agnes’ın soyunun en küçüğü, kendisi cadı ve okültist olan Anathema Agnes’in kehanetlerine göre yaşıyor ve kıyametin gelmesini bekliyor, bir de kısmetinin.

Newton Pulsifer: Agnes’in peşindeki cadı avcısı büyük büyük babasının izinden giden Newton son cadı avcısı, en azından şu an öyle olduğu kesin.

Mahşer’in Dört Atlısı: Ölüm, Savaş, Kıtlık ve Kirlilik. At yerine motosiklet kullanıyorlar ama atlarına bincekeleri günü sabırsızlıkla bekliyorlar. Özellikle Kıtlık dehşet bir adam, zekası insanı kalpten götürecek cinsten.

Onlar: Adam Young’ın lideri olduğu çete. Bir kız ve üç oğlandan oluşan Onlar çetesi Tadfield’ın kabusu (!).

Metatron: Tanrı’nın sesi.

Beelzebub: Cehennem Bekçisi, Sineklerin Tanrısı.

Ve burda bahsetmediğim bir dolu rengarenk karakter.

Kıyamet Gösterisi okurken tek bir satırında dahi sıkılmadığım ve nasıl bittiğini anlamadığım bir kitap. Kitabı tek bir kelimeyle anlatmam gerekirse Muh-te-şem-di! demem gerek. Kesinlikle ilk beş listemde hatta tekrar okudukça en sevdiğim kitap dedirtebilir bana. İnanılmaz eğlenceli, türünün müthiş bir örneği. Kitap bittikten sonra üzülmeye fırsat bulamadan son sözü ve yazarların birbiri hakkında yazdıklarını kahkahalar eşliğinde okuyorsunuz. Neil Gaiman ve Terry Pratchet (toprağı bol olsun) hayalgücü müthiş ve zeki iki beyin, bir araya geldiklerinde ortaya böyle bir şaheser çıkması zaten kaçınılmaz son ama bu kadar olacağını tahmin etmezdim. Daha önce iki yazarın birlikte yazdığı hikayeler (Stephen King-Peter Straub örneğin) okumuştum ama bu denli bir uyum sadece Kıyamet Gösterisi’nde var. Sonsöz’de belirtildiği gibi; “Neil, Terry’yi bir cümle için tebrik etti, ama Terry onu kendisinin yazmadığından emindi, Neil da kendisinin. İkisi de, içten içe, bir noktada kitabın kendi kendine metin üretmeye başladığından şüpheleniyorlardı, ama tuhaf görülmek korkusuyla bunu başkalarının önünde itiraf etmediler.”

Kimbilir belki gerçekten de kitap kendi kendine metin üretmiştir, en azından bu işte Crowley’nin değil ama Aziraphale’in parmağı var deseler hiç şüphesiz inanırım.

Kıyamet Gösterisi eğer orijinaline uygun şekilde sinemaya uyarlanırsa (ki şu an yeni başlayacak Lucifer adlı dizi Neil Gaiman uyarlaması, büyük umutlarla bekliyoruz kendisini) kült bir film olacağı kesin fakat şimdiye dek yapılan iki girişim tabii ki de bütçe nedeniyle rafa kaldırıldı. Doğru bir cast, iyi bir yönetmen ve Neil Gaiman’ın senaryosuyla yeme de yanında yat bir uyarlama olur, umarım olur.

Bu arada unutmadan; kitabın çevirisini Niran Elçi yapmış ve şimdiye dek okuduğum en iyi çevirilerden biri olmuş diyebilirim. Kitabın kapağı olsun baskısı olsun gayet iyi, İthaki Yayınevi yine çok iyi bir iş çıkarmış.
                                          Crowley ve canından çok sevdiği arabası Bentley

Kıyamet Gösterisi insanoğlunun cevabını en çok merak ettiği ve bu cevabı öğrenmekten korktuğu cennet-cehennem-kıyamet-ölüm konusunu akıcı ve esprili bir dilde önümüze koyan eşsiz bir kitap. Asıl korkmamız gereken şeyin öteki dünya değil de bu dünya olduğunu, günahın kaynağını, insanoğlunun içindeki Mahşer’in Atlıları’nı sizi sıkmadan, cümleler içinde boğmadan, güldürerek ve düşündürerek altın tepside sunuyor önünüze. Esrarengiz Plan’ın bir parçası olan bizlere ise geriye onu alıp okumak ve düşünmek kalıyor. 

Ve biz de gülüyoruz ağlanacak halimize.

B.Kumbay / 05.09.2015
 



Hiç yorum yok:

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...