25 Ocak 2015 Pazar

Bay Mercedes



Mavi Unutmanın Rengidir…  



10 Nisan 2009, sabaha karşı.
Ekonomik krizden nasibini almış binlerce işsiz insan belediyenin açtığı 1000 kişilik kadroya girebilmek için kuyruğa girmiş.
Birden bastıran sisi yaran xenon farları ile bir Mercedes SL500 insan kalabalığının içine dalıyor, hız kesmeden 8 kişiyi katlederek ve bir çoğunu ağır şekilde yaralayarak ortadan kayboluyor.
Yaklaşık bir yıl sonra Mercedes’li Katil davasını çözemeyen polislerden biri olan Billy Hodges emekli oluyor. Hodges emekliliğin getirdiği boşluk içerisine düşüyor ve tam da karanlığa sürüklenirken Bay Mercedes olduğunu iddia eden birinin gönderdiği mektup eline geçiyor ve her şey birden değişiyor.


Merak edenler için, 2010 model gri bir Mercedes SL500.

Stephen King okumaya başlayalı tam 22 yıl olmuş ve bu 22 yıl “Stephen King korku yazmıyor muydu?” sorusuna cevap vermekle geçti. Evet King korku yazar ve hayır sadece korku yazmaz ve size inanılmaz gelebilir ama korku türünde yazmadığı bazı eserleri en muhteşem olanlarındandır. King’in korku-gerilim-dram-aşk karışımı bir tarzı vardır hatta bazı eserlerinde bilimkurgu kokusunu dahi alabilirsiniz. King polisiye-cinayet türünde yazmaya son yıllarda başlamış ve bu türle ilk olarak Colorado Kid ile karşımıza çıkmıştır. Colorado Kid – Haven’ın uyarlandığı hikayedir – başarılı bir çalışması değildir kanımca, belki de kısa hikaye olması nedeniyle okuyucuyu doyuramaması bunun nedenlerindendir.

King’i çok severim ama asla fanatiklik derecesinde ve koşulsuz bir sevgi değil. Colorado Kid sonrası aynı tarzda bir üçleme – Bill Hodges Üçlemesi – yazmaya başladığını duyduğumda aklımda soru işaretleri oluşmuştu. Mr. Mercedes’in adını duyduğumda bir an olsun içimin rahatlaması, King’in yazdığı her arabanın birbirinden korkunç olaylara karışmış araçlar olması hatta Christine gibi bazılarının bizzat olayların merkezinde olmasındandı. Kitabı okuduğumda bir kez daha yanılmadığımı gördüm ve Sadık King Okuyucusu olmanın verdiği sevinç ve gurur ile bir kez daha göğsüm kabardı.

Bay Mercedes’in en beğendiğim yanı anlatım dili oldu. King kitabı oldukça sade ama basitlikten uzak bir dilde yazmış. Olayları başta Billy Hodges ve Brady Harstfield olmak üzere birçok kişinin gözünden anlatmış King. Karakterler hepimizin konuştuğu gibi konuşuyor; seviniyor, kızıyor, üzülüyor, küfrediyor. Yazım dili haricinde kitapta size tebessüm ettirecek birçok detay var; bilgisayar kullanmayı bilenler bilmeyenler, arabası olanlar olmayanlar, boy band için ölen kardeşi olanlar olmayanlar birçok hoş detay bulabilir hikayede. King her kitabında olduğu gibi bu kitabında da teknik açıdan iyi bir araştırma yapmış, doğru danışmanlarla çalışmış. Otomotiv sektöründe danışmanlık yapmakta olduğumdan özellikle arabalar ile ilgili verdiği detayları zevkle okudum. Yalnız tek bir itirazım var Bay King’e, onu da yazının sonunda dile getireceğim.

Bu paragraftan sonrası kitabı okuyan Sadık Okuyucu için yazılmıştır. Kitabı okumayan sizler eğer  okumayı düşünüyorsanız Bay Mercedes’in bir üçlemenin ilk kitabı olduğunu ve alışıldık bir King kitabı olmadığını göz önüne alınız. Bay Mercedes polisiye-cinayet-gerilim türünde bir kitap, kitapta doğaüstü bir durum yok, korku düzeyi sıfır o nedenle beklentileriniz bu yönde ise bu kitap size göre değil. Stephen King bir Agatha Christie değil elbet fakat ben kitabı oldukça başarılı buldum. Üçleme için şimiden tv dizisine uyarlama kararı verildi ve doğru oyuncularla iyi bir polisiye gerilim izleyeceğimiz garanti. Yapımcı David E. Kelley, oyuncular ile ilgili çalışma henüz tamamlanmadı. Kitabı okumayan ve okumayı düşünenler, yollarımız burda ayrılıyor. Size uzun günler hoş geceler dilerim.
 

Evet gelelim asıl meseleye. Bay Mercedes’in beğendiğim bir diğer yanı her King hikayesinde oldukça sağlam olan karakterlerin anlatımı. Özellikle Bay Mercedes Brady Harstfield’ın çocukluğundan itibaren hayatı, annesi ile ilişkisi, kardeşinin başına gelenler ve Bay Mercedes’e dönüşme süreci çok iyi anlatılmış. Brady’nin hissettiklerinin kağıda çok başarılı olarak döküldüğünü düşünüyorum, o derece ki Brady’yi kitabı okurken neredeyse dokunabileceğim kadar yakınımda hissettim diyebilirim. Hikayenin baş kahramanı Billy Hodges’un karakteri de oldukça sağlam; emekli olduktan sonraki gel gitleri, Janelle Patterson ile ilişkisi, Jerome Robinson ile olan arkadaşlığı basit ve sağlam bir anlatımla bizlere sunuluyor. Gereksiz diyalog yok, duygu sömürüsü yok, edebiyat yapayım diye uzatılmış ağdalı cümleler yok, her şey kısa ve öz. King karakterler dışında mekanlar konusunda da başarılı. Genelde Bangor ve Maine’de geçen hikayelerinin aksine Bay Mercedes Amerika’nın bilinmeyen bir Orta Batı şehrinde geçiyor. Mekanlar ve olaylar o kadar güzel aktarılmış ki kitabı okurken “bu kesinlikle benim de başıma gelebilir” dedirtiyor insana. Arabayı kilitlemeyi unutursam ya da yedek anahtarı içerde bırakırsam benim arabamın da başına bunlar gelebilir diyorsunuz mesela. Otomotiv sektörüne aşina olduğumdan “valet key” in ne olduğunu ve ne işe yaradığını biliyorum ama tahminim bir çok okuyucu bu konuda google’a başvurmuştur ya da ilk fırsatta arabasının kullanma kılavuzu içerisinde yedek anahtar var mı yok mu kontrol etmiştir. Bir süre buzdolabında birden beliren kıymayı tüketmek konusunda da temkinli davranacağız değil mi?

Sadık Okuyucu bilir, King’in yazdığı hemen hemen her hikaye örümcek ağındaki çiğ taneleri misali bir şekilde birbirine bağlıdır. Bay Mercedes de bu bağlantılardan nasibini alıyor.

Billy Hodges’un Mavi Şemsiye’deki kullanıcı ismi kurbagakermit19
Janelle Patterson’ın daire numarası 19-C
Gri Mercedes’in sahibi Olivia Trelawney’in Mavi Şemsiye’deki kullanıcı ismi otrelaw19
Round Here konser saati: 19:00

19 göndermesi dışında birçok kitabında görmekte olduğumuz (en son 22/11/63 ile karşımıza çıkmıştı) Pennywise’a gönderme Bay Mercedes’te de var;
“Bay Mercedes’in katliamda taktığı maske kanalizasyonda dolaşan bir palyaço ile ilgili tv şovundaki palyaço Pennywise’ın maskesine çok benziyor.”

Bunlar dışında King’in kitapta yer verdiği birçok hoş gönderme okurken tebessüm etmenize neden oluyor. Örneğin King’in yazarından da kitaplarından da hoşlanmamasına rağmen Discount Electronix’in kasiyerlerinden birinin Alacakaranlık (Twilight) okuması beni bir hayli güldürdü.

Bay Mercedes’te iki King kitabını anımsadığım kısımlar da oldu benim. Örneğin konser ve bomba olayı bana Insomnia’daki konferans ve bomba olayını; Brady Harstfield’ın 3 sene sonra hiçbir şey olmamışçasına komadan çıkması ise Dead Zone’u hatırlattı. Yakın zamanda Amerika’da çıkacak olan serinin ikinci kitabı Finders Keepers’da ve üçüncü kitapta belki bu iki hikayeye de uğrarız kim bilir.

Bay Mercedes’in tv uyarlaması konusunda da diyecek bir iki lafım var. Oyuncular iyi olduktan sonra dizi uyarlamalarına bir itirazım yok; üçlemenin Kara Kule ile ciddi bağlantıları olmadığı için yapılamaz, uyarlanamaz da demiyorum ama oyuncuların sağlam olması şart. Örneğin Brady Harstfield; karakteri okuduğum ilk dakikadan itibaren gözümün önüne gelen isim Michael Pitt idi, kesinlikle çok çok iyi bir seçim olur duyun sesimi. Hayvan Mezarlığını okurken Louis karakteri için gözümün önüne Dale Midkiff’in gelmesi ve tesadüfe bakın ki (!) filmde Louis’i Dale Midkiff’in canlandırması boşuna değildi, bu işlerden az çok anlarım.


Ve kıssadan hisse; lütfen bu kitabı Sadık Okuyucu okusun. Etrafta mantar gibi biten King okuyucularının sevebileceği tarz bir kitap olduğunu düşünmüyorum. King’i anlamış, sindirmiş, tüm kitaplarını okumuş Sadık Okuyucu’nun ise kitabı beğenmeme ihtimali yok. Daha önce de dediğim gibi King bir Agatha Christie olmayabilir ama polisiye-gerilim türünde de başarılı olduğunu Bay Mercedes’le görmüş oluyoruz. Finders Keepers'ı ve üçüncü kitabı da sabırsızlıkla bekliyoruz, bakalım Billy – Brady kapışmasının sonu nasıl bitecek.

Son sözüm Sayın Stephen King’e. 
Sayın ustam, tipik bir Amerikalı olarak kitaplarınızda Amerikan arabalarını övmeniz gayet normal. Bu kitabınızda ise Alman mühendisliği eseri Mercedes’i övmüşsünüz ne hoş ama Honda ve Subaru gibi gayet sağlam Japon arabalarına çamur atmanızı size hiiç yakıştıramadım. Hele ki sonlara doğru Brady daha büyük olmasına rağmen annesinin Honda’sını kullanmaya çekiniyor nedeni ise motorunun bozulacağından korkması. Sayın ustam; hangi Honda’nın motoru bozulmuş şimdiye kadar? Motorun bozulması ne demek? Bırakın motoru Honda’nın şanzımanında bile sorun çıkmaz bu konularda en sağlam arabalardan biridir. Araba uzun zamandır evin önünde bekliyor diye Brady akünün biteceğinden korksa her türlü kabulüm ama motorun bozulması? Altınızda elektrikli Chevy Volt var sayın ustam, bırakın şu dandik Amerikan malını alın bir Honda Hybrid de binin bakalım japon mühendisliği nasıl oluyormuş.
Bir daha görmeyeyim…




Bkumbay (Honda Kalite Sistem Danışmanı) / 25.01.2015
 

 

Hiç yorum yok:

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...