8 Ağustos 2016 Pazartesi

Sadık Okuyucu'nun Gözünden Stranger Things


Ah şu Sadık Okuyucu neler çekti yıllardır senin kitaplarının hikayelerinin uyarlamalarından ey Stephen King; ortada tam bir uyarlama diyebileceğimiz bir elin parmaklarını geçmeyen film ve dizi varken Stranger Things diye bir dizi çıktı, sen de bilirsin twitter'dan bol bol yazdın hatta, işte o dizi çölde vahaya rastlamış gibi sevindirdi bizi içimiz bir hoş oldu. İzlerken yer yer seni izledik, seni andık, keşke demekten dilimizde tüy bitti; ah keşke Duffer kardeşler bir King uyarlaması yapsa demekten. Ey kader bizi de gör artık, yazık bize!

Şeklindeki ağıtımdan sonra diziye direkt atlayabilirim. Stranger Things 8 bölümlük ilk sezonunu tamamlamış 2016'nın en kalitelilerinden bir Netflix dizisi. Tipik Netflix dizileri gibi tüm bölümleri ard arda çıktığı için film gibi bir solukta da izleyebiliyorsunuz ama film niyetine değil de bölüm bölüm sindire sindire izleyin, neden derseniz;

Stranger Things bazı izleyicilerin 'klişelerle dolu ve çakma' şeklindeki betimlemelerine karşın benim deyimimle 'konsantre bir korku-gerilim-bilimkurgu övgü yapımı' Burada övgüden kastım bir nevi ustalara saygı duruşu anlamında çünkü dizinin yapımcı-yazar-yönetmeni Matt ve Ross Duffer kardeşler (Hidden) birazdan sıralayacağım yapımları çarpıtıp etinden suyundan faydalanmamışlar; bu yapımlara resmen saygı duruşunda bulunmuş ve tümünü o kadar güzel birleştirmişler ki ortaya içinde sevdiğiniz her türlü çikolatadan bulunan leziz bir dondurma çıkmış. İzlerken 'nasıl da çalmışlar' değil ama 'nasıl da saygıyla hatırlamışlar' diyorsunuz; izlerken deja vu üstüne deja vu yaşamak, çocukluğun gözlerin önünden geçmesi ve  hüzünlenmek işten bile değil. Hal böyleyken zaten sekiz bölüm olan dizi bir solukta bitiveriyor ve siz 'bir bölüm daha olsaydı da şundan da olsaydı' derken buluveriyorsunuz kendinizi. 

Esas konumuza geçmeden -çünkü burası Stephen King üzerine bir site, siz ne alaka demeye başlamadan- önce dizi hakkında kısacık bilgiler verelim; Yazar-yapımcı-yönetmen Duffer kardeşler; bir yönetmen daha var ki efsane isimlerden Shawn Levy, kendisini Real Steel, Night at the Museum serisi, Date Night, The Pink Panther gibi filmlerden bilirsiniz; dizinin iki bölümünü kendisi yönetiyor. Oyuncular: Winona Ryder, David Harbour, Matthew Modine ve kalabalık bir küçümen ordusu; Millie Bobby Brown (11), Finn Wolfhard (Mike), Gaten Matarazzo (Dustin), Caleb McLaughlin (Lucas) ve Noah Schnapp (Will). Oyunculuk gayet tatmin edici, Winona Ryder'ın bana göre en iyi performansı, küçümenleri saymıyorum bile hepsi de muhteşem. Kurguydu, yönetmenlikti, müziklerdi, hele de giriş introsuydu söyleyecek lafım yok. Stranger Things'in gayet sıradan bir konusu var; herkesin birbirini tanıdığı küçücük bir orman kasabasında çete halinde gezen bir arkadaş grubu mutlu mesut yaşamakta iken çete üyelerinden biri olan Will bir gece eve giderken kayboluyor. O an itibari ile Will'in annesi, abisi, kasabanın şerifi ve çete üyeleri Will'i bulmak için çılgınca bir arayışa girişiyor.


Twitter’da King ve Del toro’dan diziye övgü üstüne övgü geldi.

Stranger Things'in bir çok filme-diziye referans sahneler içerdiğini söylemiştik ya, işte o filmlerin ve dizilerin listesi;

Star Wars (dizide Yoda'yı da görebilirsiniz ayrıca bakınız posterlerin benzerliği)
Alien (siz anladınız hangi sahne olduğunu)
ET: The Extra Terrestrial (haliyle buram buram ET kokuyor, hele de o bisikletli sahneler)
Dungeans and Dragons (esas meselemiz)
The Thing (dizide The Thing'in ilk versiyonunu hem izliyor hem duvarda posterlerini görebiliyoruz)
Pan's Labyrinth (sadece bu da değil, buram buram Guillermo Del toro var, hatta kendisi bizzat twitter'dan da yazdı aha da ben şeklinde)
Nightmare on Elm Street (hele de o duvarlar geliyor ya üstümüze üstümüze)
The Goonies (ilk akla gelenlerden tabii ki)
Silent Hill (karlar düşer, yoksa kül mü onlar)

Bunların dışında; Scanners, Under the Skin, Rambo / Commando, X-Men, Altered States, Twin Peaks, Close Encounters of the Third Kind, Explorers.

Enteresandır ki bu liste birçok sitenin yorumlarından oluşturuldu; kimi şu vardı demekte iken kimi bu vardı demekte. Dizi öyle konsantre ki eminim siz de kendinizce listede olmayan birkaç yapım çıkarabilirsiniz. Benim yukarıdakilere ekleyeceğim bir Dark Angel (2000-2002) var mesela, diziyi izleyenler Max'in küçüklüğüyle 11'i muhakkak benzetmişlerdir, benzetmemek mümkün değil.

Sadece minik Max (üstte) ve 11 (altta) benzerliği değil, iki doğaüstü bayanın babalıkları da oldukça benziyor saç rengine kadar.

Ve evet geldik asıl meselemize; girişte o kadar ağlamamdan da tahmin etmiş olduğunuz üzere Stranger Things neredeyse bir King uyarlaması gibi hatta King uyarlamalarının çoğunda olmayan bir şeye sahip; Stephen King ruhuna. Açık seçik belli olan şey Duffer kardeşlerin King hayranı olduğu ve hatta Sadık Okuyucu olduğudur, kim ne derse desin görünen bu. Dizide King'e yapılan birden fazla saygı duruşu var; bir çoğunu şıp diye anlayabiliyorsunuz, bir iki tanesi gözden kaçabilecek oldukça heyecanlı sahneler ve bir gönderme var ki o kadar araştırma yapmama rağmen hiçbir kaynakta karşıma çıkmadı e o da benim farkım olsun. Buyrun;
King listemiz şu şekilde;

Needful Things: Bunu sadece bir kaynağın listesinde gördüm, o da aşağıdaki gibi kitap ile dizinin kapağını ve yazı fontunu benzetmiş. E isim benzerliği de yok değil hani.
 


Carrie: Ne yalan söyleyeyim sahnenin heyecanından kaçırdığım bir gönderme.
 


The Shining: O balta Winona'nın eline daha çok yakışmamış mı?


Firestarter: Sadık Okuyucu iseniz gözünüzden kaçması imkansız.

Stand By Me: Göndermeden de fazlası aslında, utanmasam Stand By Me'nin başka evrende geçen bir versiyonu diyeceğim.

Ve kimselerin bahsetmediği bir gönderme;

It: ilk bölümden itibaren Stranger Things bana buram buram O koktu. Nedendir bilmem ama her karanlık köşebaşından Pennywise fırlayacakmış gibi hissettim ve hislerimde yanılmadığımı 8. Bölümün sonlarına doğru gördüm. Cidden tüylerimi diken diken eden bir sahneydi, Duffer kardeşlerin ne kadar iyi bir King hayranı olduğu sadece bu sahneden belli oluyor, sözün bittiği yer.

It uyarlamasında (1990) Penny Kaybedenler Kulübü tarafından iki kez nakavt oluyor ve ikisi de sapan yardımıyla. Stranger Things'de de sapanın önemli bir işlevi var izlemeyenler için detaya girmeyelim fakat açık ve seçik son bölümdeki en önemli saygı duruşu It'e karşı yapılmış. Bunu benden başka yakalayanlar da vardır elbet (!) ama ilk yazan ben olayım bari.


Listedekiler haricinde Stranger Things'de King'e karşı apayrı bir saygı sevgi gösterisi de var, durum böyle olunca insan bir yandan dizlerini döverken bir yandan da 'ah be Duffer kardeşler, Kara Kule uyarlamasını siz yapsaydınız bari' diye ağlamadan edemiyor.


Sinema ve televizyon sektöründen yıllardır darbe üstüne darbe alarak saçmalığın elli tonunda çeşit çeşit uyarlama izlemek durumunda bırakılan bir Sadık Okuyucu olarak kendi adıma Matt ve Ross Duffer'a teşekkür ediyor, dizinin 2. Sezonunu sabırsızlıkla beklemeye başlıyorum. Siz sadık okuyuculardan aranızda Stranger Things'i izlemeyen varsa da izlesin, en azından Cell'e vakit ayıracağınıza güzel bir şey izlemiş olursunuz sonunda sinirden çatlama riski de yok, çöpsüz üzüm.

Benden söylemesi.

Burcu Kumbay / 08.08.16

Edit - 25.08.2016

Sitemizin adminlerinden Emrah Özmen diziyi henüz bitirdi ve dizideki dikkate değer bir diğer King göndermesi konusunda beni uyardı; 11'in üzerinde deney yapması için zorlandığı beyaz tontiş kedi Church'e ve dolayısıyla Hayvan Mezarlığı'na bir saygı duruşudur kanaatinde. Doğrusu izlerken aklımdan geçmedi değil ama kedinin hem kısacık görünmesi hem de beyaz ve tontiş olması üzerinde durmamama neden olmuştu. Ama Emrah iki kediyi karşılaştıran yukardaki görseli bana yolladığında ne derece haklı olduğunu gördüm. Buradan kendisine teşekkür ediyor, Church'e selam olsun diyorum.


Hiç yorum yok:

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...