Upside Down


Sinemada bilimkurgu işlemesi, anlatması, sevdirmesi zor bir türdür. İzleyenlerin yarısı hiç anlamaz; diğer yarının yarısı anlamış gibi yaparken, kalan yarının yarısı filmden nefret eder, yarısı filme aşık olur. Durum böyle olunca büyük bütçe ile hele de tanınmış oyuncularla bilimkurgu filmi çekmek sonu başından belli bir maceraya döner. Yine de sinema tarihinde en çok saygı duyduğum ve takdir ettiğim yapımcı-yönetmen kesimi bilimkurgu ile uğraşanlardır. Hele ki türe hasret kaldığımız bu devirde Upside Down’ın fragmanını görünce nasıl heyecanlandığımı tahmin edersiniz. Ne var ki unutulmamalıdır ki fragmanlar insanları kandırmak ve yanıltmak için yapılmış reklamlardan ibarettir, en azından büyük bir kısmı öyle.

Upside Down ana teması “ayrı dünyaların insanlarıyız ama bizi kimse ayıramaz” olan, buram buram aşk kokan ve aşktan fırsat buldukça bilimkurguya değinmeye çalışan enteresan bir film. Hikayemiz bilinmedik bir evrende, üst üste konumlanmış ve bir şekilde birleşmiş iki gezegende geçiyor. Aşağıdakiler yukarıdakiler misali aşağı gezegen ne kadar fakir ve mutsuzsa, yukarıdaki gezegen bir o kadar zengin ve mutlu. Bu iki gezegeni ayıran yalnızca ince bir hava tabakası, gökyüzü diğer gezegen ile birleşmiş, yukarı baktığınızda öteki dünyayı görüyorsunuz. Bu iki gezegen birbirine bu denli yakın olsa da aşılması imkansız olan çift yerçekimi kanunları ile ayrılıyorlar. Bu garip ortamda yaşıyorsanız bilmeniz gereken üç kural var;

- Tüm maddeler ait oldukları gezegenin yerçekimi tarafından çekilirler, diğeri tarafından değil.
- Herhangi bir nesnenin çekim kuvveti, diğer gezegenden gelen bir maddenin çekim kuvveti ile dengelenebilir (Karşıt Madde).
- Ait olunmayan gezegende geçirilen belirsiz bir süre sonucu, karşıt madde ile temasta bulunan madde yanarak kül olur. 



Tabii hikayemizin kahramanları Adam ve Eden için bu kurallar pek bir şey ifade etmemektedir. Adam’ın ailesi yukarıdaki gezegen için çalışan bir petrol rafinerisinde çıkan yangın sonucu ölmüştür ki henüz küçükken Eden ile tanışır. Zamanla arkadaş ve sonrasında aşık olan Adam ve Eden buluşmak için ortak bir nokta bulabilmişlerdir ne var ki Yukarıdakiler buna izin vermez; çıkan çatışma sonrası Adam vurulur, Eve kendi dünyasına düşer ve iki sevgilinin yolları ayrılır. Yıllar sonra Eden’ı Yukarıdakiler’in televizyon şovunda gören Adam Eden’ı aramak için yollara düşer, daha doğrusu göğe doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar.

Upside Down üzerinde biraz daha çalışılsa benzersiz bir bilimkurgu filmi olabilirmiş bana göre. İçerdiği öğeler, aşağı yukarı gezegenlere yapılan geçişler, nesnelerin karşıt yerçekimine verdiği tepkiler gayet güzel işlenmiş. Filmde aynı ofiste çalışan, aynı restoranda yemek yiyen, aynı sahada basketbol oynayan farklı dünyaların insanlarını görmek oldukça enteresan fakat dikkat etmezseniz kafanızın karışmasına neden olabilir. Örneğin yukarıdaki bir restoranda aşağıdan gelen bir içki bardak masaya kapanmış şekilde içiliyor; aşağıdaki bir evde bir sobada yukarıdan gelen bir metal parçası sobanın tavanına yapışmış bir şekilde için için yanarak ısı verebiliyor (Çift Yerçekimi’nin 3. Kanunu). Madem metal parçası yanıyor peki içkiye ne oluyor, aynı şekilde yukarıdan aşağıya ya da aşağıdan yukarıya yağan yağmur nasıl su olarak kalıyor gibi. Her zaman söylediğim “bilimkurguda mantık aranmaz” sözünü siz yüzüme çarpmadan hepsine kabul diyorum, gelelim kadroya. 



Filmin yönetmen koltuğunda ilk uzun metraj denemesi olan Juan Diego Solanas oturuyor. Senaryoyu (yine kendinin de katkısı olan) hesaba katmazsak ilk deneme için bence başarılı. Filmin kurgusu, iki dünya arasındaki geçişleri, iki farklı dünyanın gayet başarılı yansıtılmış farklı atmosferleri, kullanılan teknolojik öğeler ve müzikleri de başarılı buldum ama filmi benim için bütün olarak izlenebilir kılan oyunculuktur. Başrollerdeki Jim Sturgess ve Kirsten Dunst gayet iyi bir ikili olmuşlar. İki karakter de anlatmak istenen zıtlık ve çekimi gayet güzel yansıtıyor. Gerçi oyunculuk için Jim Sturgess asıl övgüyü hak ediyor zira Dunst genelde sırıtmak ve gülümsemek arasında gidip gelen silik bir karakteri canlandırıyor. Filmin efektleri de gayet başarılı, özellikle Adam’ın Inceptionvari hareketleri, yanmadan kurtulmak için kaçılan sahneler, ofiste geçen sahneler gayet güzeldi. Çekimler sırasında bir hayli eğlendikleri aşikar. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, filmin bütçesi 60 milyon dolar.

Upside Down final açısından da beni hayal kırıklığına uğratmış olsa da, uslanmaz romantiklerin beğeneceğini tahmin ettiğim “garip ve romantik” bir sonla bitiyor film. Evet biliyorum bilimkurguda mantık aranmaz ve yine susuyorum. Bu film hakkında neden yazdığımı da bilmiyorum, büyük ihtimalle Adam’ın ümitsizce beslediği ümidi tarafından çekildim, yanmadan ait olduğum yere dönsem iyi olacak.

B.Kumbay / 11.01.2013 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Prestige

Supernatural 5. Sezon Yorumları

50 Muhteşem Kısa Hikaye