26 Kasım 2010 Cuma

Paul C. Doherty – Mısır’ın Gizemleri Serisi


Ejiptoloji ‘ye tutkunum, Eski Mısır ile ilgili her ne olursa ilgi alanım dahilindedir. Paul Doherty ile tanışmam da bu sayede oldu; bir gün yeni çıkmış bir kitap – Batıdan Gelen İblis – gördüm, kapağına vuruldum ve aldım. Seriyi ve yazarı daha önce duymamıştım, ne okuyacağımdan emin değildim ama inanılmaz bir eserle karşı karşıya kaldım bu bakımdan kendimi çok şanslı görüyorum.

Dr. Paul Doherty’nin Eski Mısır ile ilgili yazdığı birçok roman var, Türkçe’ye çevrilmiş olarak ise sadece Ra’nın Maskesi. Bunların haricinde 3 kitaptan oluşan bir serisi bulunmakta. Bu kitaplardan Batıdan Gelen İblis ve Çakalın Yılı Türkçe’ye çevrilmiş ve yayımlanmış; Kobranın Yılı halen beklemede.

İşte bu Serinin ilk iki kitabının konusunu kısaca özetlemem gerekirse;

Çirkin ve garip olduğu için 18. Hanedanlık’ın başında olan firavun babası III. Amenhotep tarafından reddedilen ve henüz yeni doğmuşken öldürülmesi emredilen, buna rağmen annesi Kraliçe Tiye tarafından saray dışında bir evde korumaya alınan Prens Amenhotep, diğer adıyla Maskeli Kişi kendini babasına kabul ettirmek amacı ile Kap’ın Çocukları arasına katılır. Kap’ın Çocukları henüz küçükken kraliyet eğitmenlerine teslim edilmiş soylu çocuklardan oluşmakta, ileride bu çocuklar Firavun’la birlikte ülkeyi yönetecek Kraliyet Çemberi’ni oluşturmaktadır. Maskeli Kişi henüz küçükken Mısır’ın çok tanrılı dinine baş kaldırır ve annesinin de desteği ile tek tanrı Aten’in öğretilerini izlemeye başlar. Bu nedenle adını Akhenaten olarak değiştirir ve Kap’ın Çocukları’ndan biri olan Mahu ile yakın arkadaş olur. Akhenaten tahtın tek varisi kardeşi Prens Tuthmosis’in öldürülmesinden sonra, öz kızı Sitamun’u kraliçesi olarak ilan etmiş olan ve bu yüzden halkın tepkisini toplayan firavun babası III. Amenhotep’i tahttan indirir ve yerine kendisi geçer. Bu arada güzeller güzeli Nefertiti ile evlenen Akhenaten, Nefertiti ve babası Ay’ın etkilerinde kalarak kendini tanrının oğlu olarak ilan eder, Aten dışında tüm diğer tanrıları yasaklar, tapınakları kapatır ve büyük bir devrim gerçekleştirerek halkın ve dini kesimin nefretini kazanır. Tüm bunlar olurken daima en yakınında bulunan Polis Şefi Mahu Akhenaten’in hırsı, şiddeti ve karanlık oyunlarını engellemek ve aynı zamanda onu korumak için elinden geleni yapacaktır.

Mısır Gizemleri Serisi özellikle zengin karakterleri ile dikkati çekiyor. Tüm bu karakterlerin ve hikayenin gerçekte de var olduğunu; Paul Doherty’nin hikayeyi Mahu’nun özel günlüğüne dayanarak onun ağzından yazdığını belirtmek gerek. Karakterleri kısaca tanıttıktan sonra işin özüne gelebiliriz.


18. Hanedanlık (M.Ö. 1550 - M.Ö. 1295) Karakterler:

III. Amenhotep Kraliyet Ailesi

III. Amenhotep – Muhteşem Kişi: Aşağı ve Yukarı Mısır’ın gücünün zirvesine ulaştığı yaklaşık 39 yıl boyunca Mısır’ın firavunluğunu yapan kişi.

Kraliçe Tiye: III. Amenhotep’in baş kraliçesi ve baş eşi. Akhmin Şehri’nden Thuya ve Yuya’nın kızı, Ay’ın kardeşi.

Prens Tuthmosis: III. Amenhotep ve Kraliçe Tiye’nin en büyük oğulları, tahtın varisi.

Prens IV. Amenhotep – Akhenaten – Maskeli Kişi (Büyük Kafir): III. Amenhotep ve Kraliçe Tiye’nin en küçük oğulları, kardeşi öldürüldüğünde firavun olarak tahta geçer.

Prenses Sitamun: III. Amenhotep ve Kraliçe Tiye’nin kızları aynı zamanda III. Amenhotep hükümdarlığının son yıllarında babası tarafından baş kraliçe olarak ilan edilmiştir.


Kap’ın Çocukları (Kraliyet Çemberi)

Mahu: Dönemin polis şefi, Akhenaten ve Tutankhamun’un baş koruması

Horemheb: Dönemin baş generali

Rameses: Horemheb’in yardımcısı ve en yakın arkadaşı.

Huy: Dönemin sefiri

Maya: Dönemin haznedarı

Meryre: Dönemin başrahibi

Pentju: Dönemin kraliyet doktoru

Sobeck: Mahu’dan sonraki dönemin polis şefi, Mahu’nun en yakın arkadaşı.


Akhenaten Kraliyet Ailesi

IV. Amenhotep – Akhenaten: Firavun, Maskeli Kişi, Büyük Kafir olarak da bilinir. Mısır'a tek tanrılı din Atenizm'i getirmeye çalışmıştır.

Nefertiti: Akhenaten’in baş kraliçesi, baş eşi, Ay’ın kızı. Akhenaten saltanatı sonrası kısa bir süre Smenkhkare olarak ile tahta geçmiştir.

Khiya: Mitanni prensesi, Akhenaten’in ikinci eşi, Tutankhamun’un annesi

Ankhesenamun: Akhenaten ve Nefertiti’nin kızlarından en büyüğü, Tutankhamun’un üvey kız kardeşi ve eşi

Tutankhamun: Akhenaten sonrası firavun olan Akhenaten ve Khiya’nın tek oğlu. Üvey kız kardeşi Ankhesenamun’la evlenerek 19 yaşında ölmüştür. Yerine karısı (ve kendi torunu / kızı) ile evlenen Ay geçmiştir.

Ay: Akhenaten’in annesi Tiye’nin abisi, Akhenaten’in karısı Nefertiti’nin babası. Akhenaten’in kızlarından biri olan Ankhesenamun’un dedesi mi babası mı olduğu kesinlik kazanmamıştır. Üvey torunu Tutankhamun öldükten sonra Ankhesenamun’la evlenerek firavun olur.



Karakterler arası ilişkilerde görüldüğü üzere Eski Mısır’da ensest ilişkiler özellikle kraliyet ailesinde çok yaygındı. İktidar savaşında tahtın yabancıya gitmemesi uğruna öz kardeşler hatta baba-kız bile evlenebiliyordu. Doherty bu ilişkileri inanılmaz bir detay ve gerçeklikle yazmış. Karakterlerin zenginliği ve kişilikleri o kadar değişken ki, kimse birbirine benzemediği gibi gerçek iyi ve gerçek kötü ayrımı inanılmaz. Seriyi kendi kaleminden anlatmakta olan Mahu, dürüstlüğün, cesaretin, adilliğin timsaliyken Ay belki de şimdiye dek görüp görebileceğimiz en kalleş, en cani, en aşağılık insan olarak çıkıyor karşımıza. Doherty karakter tahlillerinde ve insan ilişkilerinde kullandığı detaylı anlatımla sizi sıkmadan gerçekçi bir dünyaya sokuyor, o kadar ki karışık isim ve ilişkilere rağmen olayları tüm detayları ile kavrayıveriyorsunuz.

Serinin esas karakteri Mahu’dan biraz bahsetmem gerekiyor çünkü tüm hikaye onun günlüğüne dayanıyor, olayları Mahu merkezli olarak yaşıyor ve gözlemliyoruz. Bu bakımdan bize Mahu’nun karakterini anlatan kimse yok; yaptıkları ve yaşadıklarına dayanarak onu tahlil edebiliyoruz. Öte yandan diğer tüm karakterler Mahu’nun cömert ve doğru tasvirleri ile sunuluyor bizlere. Serinin okuduğum iki kitabına dayanarak şunu mutlaka belirtmeliyim ki; Mahu şimdiye dek okumuş, izlemiş veya tanımış olduğum en hakiki en mükemmel insan. Doğumdan hemen sonra kaybettiği annesi, onunla ilgilenmeyen ve onu kötü ve ilgisiz halasına teslim eden kahraman bir asker olan babası, halası tarafından her türlü eziyeti görerek büyüyen yalnız bir çocuk. Küçük yaşta babası ve halası sayesinde Kap’ın Çocukları’na katılarak kendi yaşında olan herkesin dışladığı Akhenaten ile kurulan ve bir ömür boyu sürecek arkadaşlık. Doğruluğu ve adilliği sayesinde kazanılmış polis şefi ünvanlığı, kendinden nefret edenlerin bile saygı duyduğu şerefli ve cesur bir yaşam. Mısır’ın en kötü günlerinde tek veliaht Tutankhamun’un teslim edildiği, hayatını kraliyet ailesine adamış tek güvenilir insan; Polis Şefi Mahu. Doherty Mahu’yu yaptıklarını anlatarak o kadar detaylı betimlemiş ki kendisine gerçek anlamda hayran kaldım. Mahu’yu ilk kitapta Akhenaten’in firavun olana kadarki günlerinde yanında olan dostu olarak görüyorken ikinci kitapta firavun’un polis şefi ve veliaht Tutankhamun’un vasisi konumunda görüyoruz. Bu iki dönemde Akhenaten ve Tutankhamun’u Nefertiti ve Ay’dan korumak için elinden geleni yapıyor, hatta hayattaki tek aşkı Nefertiti’yi bile gözden çıkararak firavuna olan bağlılığını ispat etmiş oluyor.

Karakterler dışında Doherty Eski Mısır’da yenilenler, içilenler, gelenek ve görenekler, törenler, giysiler, cinayetler, evlilikler, doğumlar ve bunun gibi yaşama dair ne var ne yoksa inanılmaz ayrıntılarla betimliyor. O kadar ki sanki Eski Mısır’da 18. Hanedanlık zamanında yaşamış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Her biri 600 küsür sayfa olan iki kitapta sıkıldığım tek bir satır bile olmadığı gibi, ikinci kitap tüm bir gün boyunca hiçbir şey yapmadan sadece okuduğum tek kitaptır. Doherty’nin yazdığı şeylerden bazıları o kadar enteresan ve inanılmaz ki, National Geographic dahil birkaç kaynaktan araştırarak doğruluğunu kontrol etme ihtiyacı hissettim. Özellikle kraliyet ailesi içindeki ilişkiler değme pembe dizilere taş çıkarır cinsten. Firavun’un kendi kızlarından çocuk sahibi olması, Ay’ın kendi kızı ve torunuyla olan cinsel ilişkisi, Akhenaten’in kendini tanrı ilan ettikten sonra girdiği ruh hali ve yaptıkları, Nefertiti’nin inanılmaz güzelliği yanında karanlık ruhu ve çarpık ilişkileri, arada kalmış ve iktidar savaşına katılmış Kraliyet Çemberi; tüm bunların karşısında tek başına duran ve firavunun dahi sözünü dinlediği Mahu, sonu cinayetle biten çocukluk arkadaşlıkları, tanrı için verilen kurbanlar, oldukça kanlı geçen savaşlar, işkenceler, hırsızlık, entrika, yalanlar, aşk, dostluk ve sevgi. Hepsi o kadar iç içe o kadar detaylı, o kadar gerçekçi anlatılmış ki; seri şimdiye dek okuduğum en iyi 5 kitap arasında yerini almış oldu.

Kıssadan hisse; Paul C. Doherty’nin Mısır Gizemleri Serisi’nin ilk iki kitabı şimdiye dek görüp de yaşamak istediğim en mükemmel dünya olan Eski Mısır’da geçen, genç yaştaki esrarengiz ölümü ve hazinesi ile Mısır’ın sembolü haline gelmiş altın maskeli genç firavun Tutankhamun’un dedesinden itibaren hayat hikayesini tüm detayları ile şimdiye dek görüp görebileceğim en mükemmel insan olan Mahu’nun gözünden anlatan muhteşem kitaplar. Özellikle Eski Mısır’ı seviyor, günümüzden on binlerce yıl önce belki de bizim kadar gelişmiş ve yaşamış bu insanların hayatlarını, savaşlarını, şehirlerini tüm ihtişamı ile karşınızda görmek istiyorsanız muhakkak okumalısınız, okurken de yaşamalısınız bu muhteşem devri. Üçüncü kitap Türkçe’ye ne zaman çevrilir bilinmez ama ben Tutankhamun’un iktidardaki son yıllarını, şüpheli ölümünü, ölümünden sonra dedesi ve karısının evlenerek iktidara geçmesini, daha sonra Horemheb’in firavun oluşunu ve Mahu’nun tüm bunlara tepkisini okumak için can atıyorum.

B.Kumbay / 26.11.2010

4 yorum:

ekremcoskun80 dedi ki...

merhaba. ben de bu şahane eseri büyük bir zevkle okudum.. ama aklımda hala bir çok soru var. mesela nefertiti ve ay gerçekten tek tanrıya inandı mı? mahu, kitabın sonuna doğru tanrının babası hotebin ölmeden bile planlar yaptığını ve bu planlarında leydi khiya ' yı ve pentju'yu kullandığını söylüyor. oysa ne leydi khiya ne de pentju hiç bir şey yapmadılar. şidilik bu sorularımı cvaplarsanız sevinirim :) ilerde daha fazla dorularım olacak :) şimdiden teşekkürler :)

Llamrei dedi ki...

Merhabalar,
Şahsen Nefertiti ve Ay'ın tek tanrıya inandıklarını düşünmüyorum. Mahu da Akhenaten'i emellerine ulaşmak için bu konuda yönlendirerek kullandıklarını düşünüyordu. Belki Nefertiti ilk başlarda inanıyordu ama Ay asla. Hoteb'in Khiya ve Pentju'nun bir araya getirilmesine ön ayak olduğu ve bu konuda planlar yaptığı düşünülebilir. Hoteb oldukça zeki bir adamdı, ileriyi görmüş ve ikili arasında bir aşk doğacağını, bu aşkın meyvesi bir çocuk olacağını ve bu çocuğun Akhenaten'in tek varisi olup daha sonra kafalarda "acaba Pentju'nun oğlu mu" sorusunun kalacağını düşünmüş olabilir mi? Benim aklımdaki en büyük soru Mahu'nun babasının kim olabileceği. Bu kişi Hotep de olabilir, bizzat III. Amenhotep de. Sanırım - ve umarım - bu soruların cevaplarını 3. kitapta bulabileceğiz. Okuduğunuz ve irdelediğiniz için ben teşekkür ederim :)

Seda dedi ki...

merhaba bende batıdan gelen iblisi okuyorum sanırım son 80 sayfası kaldı.bana mısırı ilk sevdiren kitap bu olağandışı gelen inanılmaz olaylar karşında beni büyüleyen sonrasında mısırın o dönemini aşığı eden bir sürü kitaplar okutan ve hatta araştırmalara itip doğruyu öğrenmemi sağlayan bir kitap bunuda sizlerede paylaşmak istiyorum KARA YOL adında bir kitap kendisini anlatmaya gerek yok 2012 maya kahanetini büyük gize piramitleriyle anlatıyor ayrıca şu bilgiyide vermek istiyorum mısır tabletlerinde saklanan bir bilgi var ki bu bilgiye inan bir kaç tiyatro oyuncusu tanıyorum üniversitelerde ders veren herneyse ki konu şu mısrın tabletlerini okumayı başarmış insalar bunu kanıtlyaıp sunuyorlar ki dünyaya kaç tane kutsal kitap gönderildiği yazıyor buna kuran-ı kerim de dahi çok detaylı bir oku ben sadece şaşıyorum piramitlere firavunlara bir anda yok olmalarına ...
böyle bir okuduğm kitabı görünce yazmak istedim ama madem bir okursunuz muhakak KARA YOL'u okuyun etkisinden çıkamıyorsunuz adeta..
yazarı ise steve alten.
çok teşekkür ediyorum yazılarınız devamını diliyorum

Llamrei dedi ki...

Merhabalar,
Yorumunuz ve verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Kara Yol'u listeme aldım, en kısa sürede okuyacağım.

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...