14 Mart 2010 Pazar

Spartacus: Blood And Sand





Llamrei bir gün oturur ve Gabriel diye bir film izler. Filme bayılır tabi bunda başrol oyuncusu Andy Whitfield'ın da büyük katkısı vardır. Whitfield'ın ilk filmidir Gabriel, pek tanınmış bir oyuncu değildir. Llamrei der ki "Whitfield büyük adam olacak" ve de olur; Andy Whitfield yıllar sonra herkesin karşısına bomba gibi çıkar Spartacus karakteri olarak.

Spartacus: Blood And Sand'in ilk trailer.ını gördüğümde (yerdeki kumlara damlayan hatta akan kandan ibaretti) çok büyük umutlarla dizinin başlamasını beklemeye başladım. Çok büyük ve kaliteli bir projeydi; yapımcılar arasında Ted Raimi vardı, oyuncuları inanılmazdı ve en önemlisi Andy Whitfield vardı projede, insan nasıl heyecanlanmaz ki. Vee gün geldi çattı; dizi ilk bölümden beni kendine esir etti. Şimdiye dek izlediğim en kaliteli dizilerden biri olan Spartacus: Blood & Sand, birçok filmi arka cebinden çıkarabilecek inanılmaz bir yapım. Şu ara üzerinde kara bulutlar dolaşsa da bu yağmur yağıp geçecek ve etraf yine günlük güneşlik olacak buna yürekten inanıyorum. Şimdi izninizle size diziden bahsetmek istiyorum.


Spartacus: Blood And Sand Eski Roma zamanında geçen bir hikaye üzerine kurulmuş. İlk sahnede bizi mavi gözlerinde öfke ve ümitsizlik olan zincirlere vurulmuş halde üzerindeki arenadan gelen sesleri duyan biri karşılıyor. Kendisi adını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz sıradan bir Trakyalı. Fakat birazdan inanılmazı başaracak ve yeni kimliğiyle yeniden doğacak; Spartacus olarak.

Spartacus, Romalılar'ın Trakya topraklarında verdiği savaşta kullanmak istedikleri fakat gerçeği anlayarak General'e baş kaldıran, sevdiği kadının yanına döndüğü halde köyünü bozgundan kurtaramayan ve asiliğinin karşılığında Romalılar tarafından köle yapılan bu arada karısı da köle olarak satılan sıradan bir adam. Karısına olan aşkı ona her zorluğa dayanma gücü veriyor ve tek amacı ona kavuşabilmek. Bu uğurda Arena'ya köle olarak çıkıyor ve kumların üzerinde dökülen kanlarıyla şampiyon bir gladyatör olarak yeniden doğuyor. Kimse ismini bilmese de kazandğı ilk zaferin ardından ona Trakya Kralı Spartacus'un adı veriliyor. Spartacus artık karısını bulabilmek ve ona tekrar sarılabilmek için öldürmek zorunda.

Şimdi biraz karakterlerden bahsedelim isterseniz.

Spartacus (Andy Whitfield):

Yurdundan ve karısından koparılmış, Arena'da ölmesi için gladyatörlerin arasına atılmış ama beklenenin aksine hayatta kalarak mucizeler gerçekleştirmiş sıradan Trakyalı bir savaşçı. İlk zaferi sonucu Trakya Kralı Spartacus'un adını alan ve gerçek adını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz Spartacus; aşkı için kan dökmekten çekinmeyen, kendini fazlasıyla büyük gören kibirli, adil, gururlu ve güçlü bir adam. Haksızlığa dayanamayan Spartacus onu ve karısını köle olarak satan General Claudius Glaber'dan nefret etmekte, kendisini Gladyatör okuluna alan Batiatus'a ise sonuna kadar güvenmektedir. Hem hayatta kalıp hem gladyatör olmaya çalışan Spartacus'un etrafı, onun ölmesini isteyen düşmanları ile doluyken o şansın da yardımıyla kimsenin yapamadığını yapacak ve efsane haline gelecektir. Ne var ki başına gelecek bir felaket eski kimliğini silecek ve artık tamamen Spartacus kimliğine bürünecektir. Spartacus: Blood And Sand Andy Whitfield'ın ikinci dizisi, Gabriel filmi ile tanınan aktörün The Clinic isimli bir filmi daha var.


Lucretia (Lucy Lawless):

Spartacus'un eğitim gördüğü Gladyatör Okulu'nun sahibi Batiatus'un fazlaca azgın güzeller güzeli karısı Lucretia oldukça zeki ve zekasını kötülük için kullanan tehlikeli bir kadın olarak çıkıyor karşımıza. Lucretia şana ve paraya oldukça düşkün, kocasını sevmesinin yanında gladyatör kardeşliğine mensup Crixus'ı da seviyor. Crixus'la yasak bir ilişki yaşamakta olan Lucretia'nın en büyük üzüntüsü çocuk sahibi olamaması. Spartacus'dan nefret eden Lucretia Glaber'ın karısı Ilithyia ile de garip bir ilişki yaşamakta. Lucy Lawless'ı Xena karakteri ile bilmeyen yok sanırım fakat Lucretia rolüyle oyunculuğun sınırlarını zorlayan Lawless karşımıza çok farklı şekilde çıkıyor.


Batiatus (John Hannah):

Roma'nın en iyi (!) Gladyatör okulunun sahibi Batiatus dizinin başında Spartacus'a karısını bulma konusunda yardım eden iyi kalpli bir karakter olarak karşımıza çıksa da zaman içinde dizinin kötü karakteri olduğu gün gibi meydana çıkan illet bir adam. Tek amacı sikke kazanmak ve düşmanlarını küçük düşürmek olan Batiatus, Spartacus'u birden fazla zor durumdan kurtarır ne var ki Spartacus'un düyasının başına yıkılmasına neden olan olayın bizzat sorumlusu da kendisidir. Sikke için karısını bile satabilecek derecede aşağılık olan Batiatus, çocukları dahi öldürtebilecek derecede acımasızdır. Spartacus'un kazandığı zaferlerle şanını, parasını ve düşman sayısını 5'e katlayan Batiatus'un sonu da bence Spartacus'un elinden olacaktır aha buraya yazıyorum. Batiatus karakterini inanılmaz bir şekilde canlandıran John Hannah'ı Mumya Serisi'nden tanıyoruz.



General Claudius Glaber (Craig Parker):

Her şeyin nedeni olan adam; Roma parlamentosunda kendine yer edinebilmek için Trakyalılar'ı kazanamayacakları bir savaşın içine sokan, kendine karşı gelen Spartacus ve karısı Sura'yı köle olarak satan ve Spartacus'u ilk olarak Arena'da ölümle karşı karşıya getiren Glaber dizide karşımıza pek sık çıkmayan bir karakter ne var ki ismi Spartacus ve kendi karısı Ilithyia tarafından bol bol zikrediliyor ve cismi Spartacus'un intikam planlarında bol bol yer alıyor. Dizinin çok görünmeyen kalleş ve kötü karakterlerinden biri olsa da karısının yanına dahi yanaşamayacağı bir gerçek. Yine eninde sonundas Spartacus tarafından kafasının koparılacağına yürekten inanmaktayım. Glaber rolünde izlediğimiz Craig Parker'ı son olarak Legend Of the Seeker'ın Dark Rahl'ı olarak izlemekteyiz. Kendisini ayrıca Lord Of The Rings'den Haldir karakteri olarak da hatırlayanlarınız olabilir. Parker'ın zamanında Xeyna ve Hercule'de de rol aldığını hatırlatmakta fayda var.



Ilithyia (Viva Bianca):

Bana göre dizinin en kötü karakteri olan Ilithyia, Glaber'ın azgın, sinsi, kalleş, adi, katil karısı rolünde karşımıza çıkıyor. Nüfuz sahibi babası sayesinde Roma'da katlanılmak zorunda kalınan insanlardan biri olan Ilithyia paraya, şaraba ve gladyatörlere oldukça düşkün. Kocasının yükselmesine engel olan Spartacus'den nefret eden Ilithyia bu uğurda Spartacus'u öldürtmeye de çalışmış fakat başarılı olamamış olmasına rağmen asla vazgeçmiyor. 9. bölümde işlerin çığırdan çıkmasına neden olacak, herkesin ağzını açıkta bırakacak olan Ilithyia ayrıca dizinin en korkulacak karakteri. Belasını Spartacus'den mi bulacak bilemiyorum ama karşıma çıksa benden bulacağı kesin.



Varro (Jai Courtney):

Spartacus'le beraber gladyatör okuluna gelen Varro aynı zamanda Spartacus'un kankası. Tek amacı gladyatör olarak kumarda kaybettiklerini kazanmak ve ailesinin yanına dönmek olan Varro; huylu huyundan vazgeçmez deyiminin en güzel kanıtlarından biri. Kumara devam eden Varro, karısının başka bir adamdan hamile kalmasının etkisiyle kendini dağıtmış vaziyette. Spartacus'un "kendine gel kendine" tavsiyelerini dinleyip dinlemeyeceğini zaman gösterecek.



Crixus (Manu Bennett):

Crixus dizinin en önemli karakterlerinden biri, (eski) Capua şampiyonu Crixus'ın tek amacı (gladyatör olarak şerefi ile dövüşebilmek) ve iki görevi (Batiatus'a sikke kazandırmak, Lucretia'nın her daim hizmetinde olmak) var. Crixus başlarda Spartacus'a yapmadığını bırakmıyor fakat Thekolis ile girdikleri büyük savaşta aldığı yaralar sonucu bir süre Arena'dan uzaklaşmak zorunda kalması gözden düşmesine neden oluyor. Onun da yardımlarıyla (yeni) Capua şampiyonu olan Spartacus Crixus'a ona yaptıklarını ödetmekte kararlı ne var ki birgün Crixus yeniden hayatını kurtarıyor ve bu belki de ikili arasındaki bir kardeşliğin başlangıcı oluyor (bence olacak ha gayret). Crixus karakterinden başlarda nefret etsek de; şerefiyle dövüşmek ve Lucretia'nın seks kölesi olmak dışında yaptığı şey olmayan Crixus'ın Lucretia'nın kölesine aşık olması ve devamında çektikleri bizi karaktere oldukça yakınlaştırıyor. Son bölümlerde Spartacus'e Crixus'a yaptıklarından dolayı bol bol sövmem de bu nedenledir (yanlış anlaşılmasın sakın). İkilinin ilerki bölümlerde kanka olacağından neredeyse emin gibiyim.



Doctore (Peter Mensah):

Batiatus'un gladyatör okulunun eli kırbaçlı öğretmeni Doctore oldukça ağır ve adam gibi bir karakter. Kendisi de bir zamanlar gladyatör olan Doctore, Thecolis ile olan savaşta yaralandıktan sonra gladyatör antrenörü olarak çalışmaya başlamış ve bir çok gladyatör yetiştirerek Batiautus'un sikkelerine sikke katmıştır. Spartacus'u ilk gördüğü andan itibaren ondan hiç ümidi olmayan Doctore; Spartacus en büyük düşmanının başını kesince birden en iyi öğrencisini bulduğuna karar verir. Kendisi aynı zamanda Spartacus tarafından uyutulmuştur ve bunu becerebilen bir başkası olmamıştır. Doctore'nin Batiatus'un sonunu getirecek olaylara katkıda bulunacağını düşünüyorum zira Barca'nın özgürlüğünü kazandığından büyük şüpheleri var ve Batiatus'un ipliğini pazara çıkaracak gibi geliyor bana. Doctore karakterini canlandıran Peter Mensah'ı 300 Spartalı filminde Leonidas tarafından kuyuya atılan haberci olarak izlemiştik (şimdi olsa o Leonidas'ı kuyuya atardı valla).



Sura (Erin Cummings):

Kimi kadınlar için şarkılar yazılır, kimileri için savaşlar edilir. Sura için bir efsane doğuyor. Spartacus'un güzeller güzeli karısı Sura, onun yaşaması için tek neden. Spartacus Sura ile birleşebilmek için imkansızı başararak efsane haline geliyor ve çift birleşiyor ne var ki bu birleşme beklediğimiz bir birleşme değil ve bu son her şeyin başlangıcı oluyor. İnsan kendine böyle aşk olur mu diye sormadan edemiyor ayrıca Trakya kadınlarının ne kadar güzel olduğunu da görmüş oluyor. Sura'nın söylediklerinden aklımızda sadece bir tanesi yer ediyor "Kill Them All". Ne demişler; her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır!






Dizinin ana karakterleri yaklaşık olarak bu kadar dersem haksızlık etmiş olurum. Olayların çevresinde döndüğü daha birçok karakter var ama saatlerce yazmakta olan bendeniz için bu seferlik bu kadar. Karakterleri ve senaryosunun yanında oldukça iyi oyunculuğu, inanılmaz efektleri ve enfes müzikleri ile Spartacus: Blood And Sand, son yılların izlenmesi gereken en kaliteli dizilerinden biri. Dizinin tek olumsuz yanı + 38 olması, şimdiye dek gördüğümüz (göreceğimiz demiyorum çünkü her yeni bölümde daha çok dumur oluyorum) en açık seks sahnelerine sahip fakat bu sahnelerle çok gerçekçi ve doğal bir deneyim yaşatıyor izleyenlere. Aynı zamanda Roma'nın eski dönemlerini de tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor (gerçek anlamda tüm çıplaklığı ile).


Tarihin ilk özgür ruhlu başkaldıran insanı, "zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var!" diyen devrimci Spartacus'un hikayesini izlemek ve bunu ciddi anlamda kaliteli bir yapım olarak izlemek isterseniz Spartacus: Blood And Sand her cuma Starz'da. Umuyorum ki en az 3 sezon bizlerle olacak ve inanıyorum ki Andy Whitfield sağlığına kavuşarak bizleri oyunculuğu ile büyülemeye devam edecek.


B.Kumbay - 14.03.2010

Hiç yorum yok:

Justice League

Ve bir yıldır beklediğim Justice League'i sonunda izledim hem de 4dx olarak. Beklediğime değdi mi: evet, bayıldım mı: hayır. Sonuç...